Yazar: admin

  • Kira Bedelinin Tespiti Davası Rehberi 2026

    Kira Bedelinin Tespiti Davası Rehberi 2026

    Kira Bedelinin Tespiti Davası Nedir? Kapsamlı Hukuki Rehber

    Kira ilişkileri, hem kiracılar hem de ev sahipleri açısından sürekli güncellenmesi gereken mali ve hukuki dengeler içerir. Özellikle ekonomik dalgalanmaların yoğun olduğu dönemlerde, kira bedellerinin güncel piyasa koşullarına uygun hale getirilmesi büyük önem taşır. Bu noktada kira bedelinin tespiti davası, taraflar arasındaki uyuşmazlıkları hukuki zeminde çözüme kavuşturan en etkili araçlardan biridir.

    Bu yazıda, kira bedelinin tespiti davasının ne olduğu, hangi şartlarda açılabileceği, dava süreci, zamanaşımı, bilirkişi incelemesi, emsal kira araştırması ve Yargıtay uygulamaları ayrıntılı biçimde ele alınacaktır.

    Kira Bedelinin Tespiti Davası Nedir?

    Kira bedelinin tespiti davası, mevcut kira sözleşmesinde yer alan kira bedelinin güncel piyasa koşullarına göre yeniden belirlenmesi amacıyla açılan bir davadır. Bu dava, genellikle uzun süreli kira sözleşmelerinde kira bedelinin piyasanın çok altında kalması veya tarafların yeni bedel konusunda anlaşamaması halinde gündeme gelir.

    Bu dava ile mahkeme, taşınmazın konumu, kullanım amacı, emsal kira bedelleri ve ekonomik şartları dikkate alarak hakkaniyete uygun bir kira bedeli belirler.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasının Hukuki Dayanağı

    Kira bedelinin tespiti davaları, Türk Borçlar Kanunu’nun 344 ve devamı maddelerine dayanmaktadır. Kanuna göre, kira bedelinin artışı konusunda taraflar arasında anlaşma yoksa veya yapılan artış piyasa koşullarına uymuyorsa, taraflardan biri mahkemeye başvurarak kira bedelinin yeniden tespitini talep edebilir.

    Kira Bedelinin Tespiti Davası Ne Zaman Açılabilir?

    Kira bedelinin tespiti davası, genellikle kira sözleşmesinin beşinci yılından itibaren açılabilir. Bunun nedeni, Türk Borçlar Kanunu’nun kira artışlarına getirdiği sınırlamalardır.

    Beş Yıl Kuralı Nedir?

    İlk beş yıl boyunca kira artışları, genellikle sözleşmede belirtilen oran veya TÜFE oranı ile sınırlıdır. Ancak beşinci yılın sonunda, kira bedeli piyasa şartlarına göre yeniden belirlenebilir.

    Beş Yıldan Önce Dava Açılabilir mi?

    Eğer taraflar arasında kira artışına dair açık bir hüküm yoksa veya kira bedeli rayicin çok altında kalmışsa, beş yıl dolmadan da dava açılabilir. Ancak bu durumda mahkemenin değerlendirme kriterleri daha sınırlıdır.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasını Kimler Açabilir?

    • Ev sahibi (kiraya veren)
    • Kiracı

    Her iki taraf da, kira bedelinin piyasa koşullarına uygun hale getirilmesi amacıyla dava açabilir. Uygulamada genellikle ev sahipleri bu davayı açmaktadır.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

    Görevli Mahkeme

    Kira bedelinin tespiti davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir.

    Yetkili Mahkeme

    Yetkili mahkeme ise, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Zamanaşımı

    Kira bedelinin tespiti davalarında klasik anlamda bir zamanaşımı süresi bulunmaz. Ancak dava, yeni kira dönemi başlamadan en az 30 gün önce açılmalı veya bu süre içinde karşı tarafa yazılı ihtar gönderilmelidir.

    Bu süreye dikkat edilmezse, tespit edilen yeni kira bedeli bir sonraki kira döneminden itibaren geçerli olur.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Usul ve Süreç

    Davanın Açılması

    Dava, görevli sulh hukuk mahkemesine hitaben hazırlanan dilekçe ile açılır. Dilekçede:

    • Mevcut kira bedeli
    • Kira sözleşmesinin tarihi
    • Taşınmazın özellikleri
    • Talep edilen yeni kira bedeli

    açıkça belirtilmelidir.

    Bilirkişi İncelemesi

    Mahkeme, davada genellikle bilirkişi incelemesine başvurur. Bilirkişi:

    • Taşınmazın konumu
    • Kullanım amacı
    • Fiziki durumu
    • Emsal kira bedelleri

    gibi kriterleri değerlendirerek ayrıntılı bir rapor hazırlar.

    Emsal Kira Araştırmasının Önemi

    Kira bedelinin tespiti davalarında en kritik unsur, emsal kira bedellerinin doğru belirlenmesidir. Aynı bölgede, benzer nitelikteki taşınmazların kira bedelleri dikkate alınarak objektif bir karşılaştırma yapılır.

    Emsal Kira Belirlenirken Dikkate Alınan Kriterler

    • Taşınmazın bulunduğu semt
    • Binanın yaşı
    • Metrekare
    • Cephe
    • Manzara
    • Sosyal imkanlara yakınlık
    • Ulaşım olanakları

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Hakkaniyet İndirimi

    Mahkeme, tespit edilen rayiç kira bedeli üzerinden hakkaniyet indirimi yapabilir. Bu indirim genellikle %10 – %20 arasında değişmektedir. Bunun amacı, uzun süredir taşınmazda oturan ve düzenli ödeme yapan kiracının korunmasıdır.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Artış Oranı Nasıl Belirlenir?

    Mahkeme, kira bedelini belirlerken:

    • TÜFE oranını
    • Emsal kira bedellerini
    • Ekonomik koşulları
    • Taşınmazın durumunu

    birlikte değerlendirir. Özellikle beşinci yıldan sonra açılan davalarda, TÜFE sınırı aşılabilir ve doğrudan piyasa rayici esas alınır.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Geriye Dönük Artış Mümkün mü?

    Kira bedelinin tespiti davası sonucunda belirlenen yeni kira bedeli, kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli olur. Ancak dava, yeni kira döneminden önce açılmış veya ihtar çekilmişse, artış yeni dönemden itibaren uygulanır.

    Geriye dönük kira farkı talep edilmesi, ancak bazı istisnai durumlarda mümkündür.

    Kira Bedelinin Tespiti Davası Ne Kadar Sürer?

    Bu tür davalar, mahkemenin iş yoğunluğuna ve bilirkişi sürecine bağlı olarak ortalama 6 ay ile 18 ay arasında sonuçlanmaktadır. Büyük şehirlerde bu süre biraz daha uzayabilmektedir.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Yargıtay Uygulamaları

    Yargıtay kararlarında, kira bedelinin belirlenmesinde emsal araştırmasının titizlikle yapılması ve hakkaniyet indiriminin uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca, bilirkişi raporlarının somut ve denetlenebilir olması gerektiği ifade edilmektedir.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Kiracının Hakları

    Kiracılar, kira artış taleplerine karşı şu haklara sahiptir:

    • Emsal araştırmasına itiraz
    • Bilirkişi raporuna itiraz
    • Hakkaniyet indirimi talebi
    • Uzun süreli kira ilişkisi nedeniyle korunma talebi

    Bu hakların doğru kullanılması, kira artışının makul seviyede kalmasını sağlar.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Ev Sahibinin Hakları

    Ev sahipleri ise:

    • Rayiç kira bedelinin tespitini
    • Piyasa koşullarına uygun artış
    • Uzun süredir düşük kalan kira bedelinin güncellenmesini

    talep edebilir.

    Kira Bedelinin Tespiti Davası ile Kira Uyarlama Davası Arasındaki Fark

    Kira Bedelinin Tespiti Davası

    Piyasa koşullarına uygun kira bedelinin belirlenmesini amaçlar.

    Kira Uyarlama Davası

    Olağanüstü ekonomik değişimler nedeniyle kira bedelinin yeniden düzenlenmesini hedefler.

    Bu iki dava türü, amaç ve hukuki dayanak bakımından birbirinden farklıdır.

    Kira Bedelinin Tespiti Davasında Avukat Desteğinin Önemi

    Kira bedelinin tespiti davaları, teknik detaylar ve hukuki prosedürler içerdiğinden, alanında uzman bir avukatla yürütülmesi, sürecin sağlıklı ve hızlı ilerlemesini sağlar. Yanlış açılan veya eksik hazırlanan davalar, ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

    Kira Bedelinin Tespiti Davası Açmadan Önce Uzlaşma Yolu

    Taraflar, dava yoluna gitmeden önce arabuluculuk ve uzlaşma yöntemlerini değerlendirebilir. Bu yöntem, hem zaman hem de maliyet açısından daha avantajlıdır.

    Sonuç: Kira Bedelinin Tespiti Davası Neden Önemlidir?

    Kira bedelinin tespiti davası, kira ilişkisinde dengeyi sağlayan en etkili hukuki araçtır. Hem ev sahibinin mağduriyetini giderir hem de kiracının aşırı artışlara karşı korunmasını sağlar.

    Doğru zamanda, doğru hukuki stratejiyle açılan bir dava sayesinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık adil ve kalıcı biçimde çözülebilir.

     

  • İşyerinde Kalp Krizi İş Kazası Sayılır mı? Rehber

    İşyerinde Kalp Krizi İş Kazası Sayılır mı? Rehber

    İşyerinde Kalp Krizi İş Kazası Sayılır mı? Kapsamlı Hukuki Rehber

    Çalışma hayatının yoğun temposu, uzun mesai saatleri, yüksek stres ve ağır iş koşulları, çalışanların sağlık durumunu ciddi şekilde etkileyebilmektedir. Bu etkilerin başında ise kalp krizi gelmektedir. Özellikle işyerinde meydana gelen kalp krizlerinin iş kazası sayılıp sayılmayacağı, çalışanlar ve işverenler açısından büyük önem taşımaktadır.

    Bu yazıda, işyerinde meydana gelen kalp krizinin hukuki niteliğini, SGK uygulamalarını, Yargıtay içtihatlarını ve tazminat süreçlerini detaylı, akıcı ve SEO uyumlu şekilde ele alacağız.

    İş Kazasının Yasal Tanımı Nedir?

    5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre iş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya işveren tarafından görevlendirildiği bir yerde çalışırken meydana gelen ve sigortalıyı bedenen ya da ruhen zarara uğratan olaydır.

    Bu tanım, yalnızca fiziksel kazaları değil, bedensel zarara yol açan tüm olayları kapsamaktadır. Dolayısıyla kalp krizi de, gerekli şartların oluşması halinde bu tanım içine girmektedir.

    İşyerinde Kalp Krizi Ne Zaman İş Kazası Sayılır?

    İşyerinde meydana gelen her kalp krizi otomatik olarak iş kazası sayılmaz. Ancak, iş ile kalp krizi arasında uygun illiyet bağı kurulabiliyorsa, yani işin niteliği kalp krizini tetiklemişse, olay hukuken iş kazası kabul edilir.

    Kalp Krizinin İş Kazası Sayılabilmesi İçin Gerekli Şartlar

    • Krizin işyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelmesi
    • Çalışma koşullarının kalp krizini tetikleyecek ağırlıkta olması
    • Uzun çalışma saatleri, yoğun stres veya ağır fiziksel efor bulunması
    • Tıbbi raporlarla bu ilişkinin desteklenmesi

    Bu unsurların varlığı halinde kalp krizi iş kazası kapsamında değerlendirilir.

    Yargıtay Uygulamasında Kalp Krizi ve İş Kazası İlişkisi

    Yargıtay, uzun yıllardır verdiği kararlarla, işyerinde meydana gelen kalp krizlerinin büyük bölümünü iş kazası olarak kabul etmektedir. Özellikle çalışma ortamının stresi, iş yükünün ağırlığı ve ani efor gerektiren durumlar, kalp krizinin temel tetikleyicileri olarak görülmektedir.

    Yargıtay Kararlarında Dikkate Alınan Unsurlar

    • İşin fiziksel olarak ağır olması
    • Uzun mesai süreleri
    • Psikolojik baskı
    • Yoğun tempo ve stres
    • Ani iş yükü artışı

    Bu faktörlerden biri veya birkaçının bulunması halinde, Yargıtay kalp krizini iş kazası olarak kabul etmektedir.

    SGK Açısından Kalp Krizi İş Kazası Sayılır mı?

    Sosyal Güvenlik Kurumu, olayın meydana geliş biçimi, işin niteliği ve çalışma koşullarını dikkate alarak değerlendirme yapar. Çoğu durumda, işyerinde geçirilen kalp krizleri iş kazası olarak kabul edilir ve sigortalıya sosyal güvenlik hakları sağlanır.

    SGK açısından önemli olan temel kriter, iş ile kalp krizi arasında nedensellik bağı bulunmasıdır. Eğer bu bağ kurulabiliyorsa, işverenin kusuru aranmaz ve çalışan doğrudan SGK haklarından yararlanır.

    İşyerinde Kalp Krizi Halinde İki Ayrı Hukuki Süreç

    Kalp krizinin iş kazası olarak kabul edilmesi durumunda iki ayrı hukuki süreç ortaya çıkar:

    1. SGK süreci ve sosyal güvenlik hakları

    2. İşverene karşı açılabilecek maddi ve manevi tazminat davası

    Bu iki süreç birbirinden bağımsızdır ve farklı şartlara tabidir.

    1. SGK Süreci ve Sağlanan Haklar (Kusur Aranmaz)

    SGK sürecinde işverenin kusurlu olup olmadığına bakılmaz. Olay iş kazası olarak kabul edildiği takdirde, sigortalıya doğrudan sosyal güvenlik yardımları sağlanır.

    SGK Tarafından Sağlanan Haklar

    • Geçici iş göremezlik ödeneği
    • Sürekli iş göremezlik geliri
    • Maluliyet aylığı
    • Tedavi giderlerinin karşılanması
    • Ölüm halinde hak sahiplerine ölüm geliri ve cenaze ödeneği

    Bu haklardan yararlanmak için, olayın SGK’ya iş kazası bildirimi yapılması gerekir.

    2. İşverene Karşı Maddi ve Manevi Tazminat Davası (Kusur Şarttır)

    SGK hakları dışında, işçinin veya hak sahiplerinin işverene karşı tazminat davası açabilmesi için işverenin kusurlu olması gerekir. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması, aşırı iş yükü yüklemesi veya uzun mesai yaptırması gibi durumlar kusur olarak değerlendirilir.

    İşverenin Kusurlu Sayılabileceği Haller

    • Aşırı çalışma saatleri
    • Yetersiz dinlenme süreleri
    • Yüksek stres altında çalışma
    • Ağır ve riskli iş koşulları
    • İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin eksikliği

    Bu tür durumlarda işveren, meydana gelen kalp krizinden hukuken sorumlu tutulur.

    İşverenin Sorumluluğu Halinde Talep Edilebilecek Tazminat Türleri

    İşverenin kusurunun bulunması halinde, işçi veya yakınları çeşitli tazminat taleplerinde bulunabilir.

    Yaralanma (Maluliyet) Halinde Talep Edilebilecek Tazminatlar

    Kalp krizi sonrası işçi hayatta kalmış ancak kalıcı sakatlık oluşmuşsa, şu tazminatlar talep edilebilir:

    Maddi Tazminatlar

    • Geçici iş göremezlik tazminatı
    • Sürekli iş göremezlik tazminatı
    • Tedavi giderleri
    • Bakıcı giderleri
    • Çalışma gücü kaybı nedeniyle gelir kaybı

    Manevi Tazminat

    • Bedensel acı
    • Psikolojik travma
    • Yaşam kalitesindeki düşüş

    Ölüm Halinde Talep Edilebilecek Tazminatlar

    Kalp krizi sonucu işçinin vefatı halinde, yakınları şu tazminatları talep edebilir:

    Maddi Tazminatlar

    • Destekten yoksun kalma tazminatı
    • Cenaze giderleri
    • Tedavi masrafları

    Manevi Tazminat

    • Eş, çocuklar, anne ve baba için manevi tazminat

    Bu tazminatların amacı, kaybedilen ekonomik desteğin telafi edilmesi ve yaşanan manevi acının bir nebze olsun giderilmesidir.

    İşyerinde Kalp Krizi İş Kazası Sayılmazsa Ne Olur?

    SGK veya mahkeme, kalp krizinin işle bağlantılı olmadığı kanaatine varırsa, olay iş kazası sayılmaz. Bu durumda:

    • SGK iş kazası yardımları verilmez
    • İşverene karşı tazminat davası açmak zorlaşır
    • Normal sağlık sigortası kapsamında işlem yapılır

    Bu nedenle olayın doğru şekilde raporlanması ve hukuki sürecin uzman eşliğinde yürütülmesi son derece önemlidir.

    İş Kazasının Tespiti Davası Neden Önemlidir?

    Bazı durumlarda SGK, kalp krizini iş kazası olarak kabul etmeyebilir. Bu durumda işçi veya hak sahipleri, iş kazasının tespiti davası açarak olayın hukuken iş kazası olduğunu ispatlayabilir.

    Bu dava kazanıldığında, hem SGK hakları elde edilir hem de tazminat davasının önü açılır.

    İşyerinde Kalp Krizi ve Zamanaşımı Süresi

    İş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu süre, olay tarihinden itibaren başlar.

    Ölümlü vakalarda zamanaşımı süresi, ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlar.

    Kalp Krizi Nedeniyle Açılan Davalarda Bilirkişi Raporlarının Önemi

    Mahkemeler, kalp krizi ile iş arasındaki bağlantıyı tespit edebilmek için:

    • Kardiyoloji uzmanı
    • İş sağlığı ve güvenliği uzmanı
    • Adli tıp uzmanı

    raporlarına başvurur. Bu raporlar, davanın seyrini doğrudan etkiler.

    İşveren Açısından Hukuki ve Cezai Sorumluluk

    İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almamışsa sadece tazminat değil, aynı zamanda cezai sorumluluk da doğabilir. Özellikle ölümle sonuçlanan olaylarda, taksirle ölüme neden olma suçu gündeme gelir.

    Sonuç: İşyerinde Kalp Krizi Çoğu Durumda İş Kazasıdır

    İşyerinde meydana gelen kalp krizleri, çoğu durumda iş kazası olarak kabul edilmektedir. Ancak her olayın kendi şartları içinde değerlendirilmesi gerekir. Çalışma koşulları, iş yükü, stres düzeyi ve tıbbi raporlar bu sürecin temel belirleyicileridir.

    Hak kaybı yaşamamak adına, işyerinde geçirilen kalp krizlerinde hukuki destek alınması, SGK ve tazminat süreçlerinin doğru şekilde yürütülmesi büyük önem taşır.

     

  • İş Kazası Tazminat Davası Rehberi: Şartlar, Süreler, Haklar

    İş Kazası Tazminat Davası Rehberi: Şartlar, Süreler, Haklar

    İş Kazası Tazminat Davası ve Şartları

    İş kazaları, çalışanların bedensel ve ruhsal bütünlüğünü doğrudan etkileyen ciddi olaylardır. Bu tür kazalar sonucunda işçinin maddi ve manevi zarara uğraması halinde, hukuki yollara başvurularak tazminat talep edilmesi mümkündür. İş kazası tazminat davası, işçinin ya da hak sahiplerinin uğradıkları zararların giderilmesini amaçlayan önemli bir hukuki mekanizmadır.

    Bu yazıda, iş kazası tazminat davasına dair tüm merak edilenleri; dava şartlarını, zamanaşımı sürelerini, maddi ve manevi tazminat kalemlerini ve Yargıtay içtihatlarını ayrıntılı şekilde ele alacağız.

    İş Kazası Tazminat Davası Nedir?

    İş kazası tazminat davası, iş kazası sonucu bedensel zarara uğrayan işçinin veya vefat halinde yakınlarının, işverene karşı açtıkları maddi ve manevi tazminat talepli davadır. Bu davalarda amaç, iş kazası nedeniyle oluşan ekonomik kayıpların ve manevi zararların giderilmesidir.

    İş kazası tazminat davası iki ana başlıkta incelenir:

    • Maddi tazminat davası 
    • Manevi tazminat davası 

    Her iki tazminat türü de aynı dava içerisinde birlikte talep edilebilir.

    İş Kazası Sayılan Haller Nelerdir?

    5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre iş kazası sayılan haller şunlardır:

    • İşçinin işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen kazalar
    • İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle meydana gelen kazalar
    • Görevle işyeri dışında çalıştırılan işçinin asıl işini yaparken uğradığı kazalar
    • Emziren kadın işçinin çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda yaşanan kazalar
    • İşveren tarafından sağlanan bir taşıtla işe gidiş geliş sırasında meydana gelen kazalar

    Bu hallerden birinde gerçekleşen kazalar, hukuken iş kazası olarak kabul edilir.

    İş Kazası Tazminat Davası Açma Süresi (Zamanaşımı)

    İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi, genel olarak 10 yıldır. Bu süre, kazanın meydana geldiği tarihten itibaren başlar. Ancak ceza yargılamasına konu olan ve daha uzun ceza zamanaşımı süresi bulunan durumlarda, bu süre uygulanabilir.

    Ölümlü iş kazalarında zamanaşımı süresi, ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlar.

    Maddi ve Manevi Tazminat Davasında İstenebilecek Zararlar

    Maddi Tazminat Kalemleri

    • Tedavi giderleri
    • Geçici iş göremezlik zararı
    • Sürekli iş göremezlik tazminatı
    • Çalışma gücü kaybı
    • Bakıcı giderleri
    • Destekten yoksun kalma tazminatı (ölüm halinde)

    Manevi Tazminat Kalemleri

    • Bedensel acı
    • Psikolojik travma
    • Yaşam kalitesindeki düşüş
    • Yakınların yaşadığı elem ve ıstırap

    İş Kazaları Tazminat Davalarında Yetkili Mahkeme

    İş kazası tazminat davalarında yetkili mahkeme:

    • İşçinin işini yaptığı yer mahkemesi
    • İşverenin ikametgahı mahkemesi
    • Kazanın meydana geldiği yer mahkemesi

    olarak belirlenmiştir. Görevli mahkeme ise iş mahkemeleridir.

    İş Kazasının Tespiti Davası

    Bazı durumlarda işveren kazayı iş kazası olarak bildirmez. Bu halde, öncelikle iş kazasının tespiti davası açılması gerekir. Bu dava ile kazanın iş kazası olduğu hukuken tespit edilir ve ardından tazminat davası açılabilir.

    İş Kazası Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?

    Bu davaların süresi, dosyanın kapsamına göre değişmekle birlikte ortalama 1,5 – 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Bilirkişi incelemeleri, kusur oranı tespiti ve maluliyet raporları süreci uzatabilmektedir.

    İş Kazası Tazminat Davası Yargıtay Kararları

    Yargıtay kararlarında, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini eksiksiz alması gerektiği sıkça vurgulanır. İşverenin en küçük ihmali dahi tazminat sorumluluğu doğurabilmektedir.

    Tazminat Davasından Önce İş Kazasının Tespiti Davası Açılmalıdır

    Eğer iş kazası SGK tarafından kabul edilmemişse, doğrudan tazminat davası açmak yerine öncelikle iş kazasının tespiti davası açılması gereklidir. Bu dava, tazminat sürecinin temelini oluşturur.

    İş Kazası Tazminat Davasından Önce İşçinin Maluliyetinin Tespiti

    Maluliyet oranı, tazminat miktarının belirlenmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle, sağlık kurulu raporu alınarak işçinin sürekli iş göremezlik oranı belirlenmelidir.

    Ölümlü İş Kazası Nedeniyle Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Kimlere Verilir?

    • Eş
    • Çocuklar
    • Anne ve baba
    • Bakmakla yükümlü olunan diğer kişiler

    Bu kişiler, vefat eden işçinin sağlığında sağladığı maddi destekten mahrum kalmaları nedeniyle tazminat talep edebilir.

    Ölümlü İş Kazası Nedeniyle Asıl İşveren/Alt İşveren İlişkisinde Sorumluluk

    Asıl işveren ve taşeron ilişkisi bulunan durumlarda, her iki işveren de müteselsilen sorumludur. İşçi, her iki tarafa da dava açabilir.

    İş Kazasında Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

    Manevi tazminat miktarı belirlenirken:

    • Kazanın ağırlığı
    • Kusur oranı
    • İşçinin yaşı
    • Maluliyet derecesi
    • Tarafların sosyal ve ekonomik durumu

    dikkate alınır.

    Ölümlü İş Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat Miktarı Ne Kadardır?

    Her olayın özelliğine göre değişmekle birlikte, Yargıtay içtihatlarına göre yüksek meblağlı manevi tazminatlara hükmedilebilmektedir. Amaç, acıyı hafifletmek ve adalet duygusunu sağlamaktır.

    İş Kazalarında Holding ve Şirketler Topluluğu Sorumluluğu

    Holding bünyesindeki şirketlerde meydana gelen iş kazalarında, fiili denetim ve yönetim ilişkisi varsa holdingin de sorumluluğu doğabilir.

    İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası ve Maluliyetin Artması

    Maluliyet oranı zaman içinde artarsa, yeni tazminat davası açılabilir. Bu durum, zamanaşımı açısından yeni bir hak doğurur.

    İş Kazası Maluliyeti Nedeniyle Tazminat Davasında Zamanaşımı

    Maluliyet artışı halinde zamanaşımı, yeni rapor tarihinden itibaren başlar.

    İş Kazası Tazminat Davasına Ceza Mahkemesi Kararının Etkisi

    Ceza mahkemesinin verdiği kusur tespiti, hukuk mahkemesini bağlamaz; ancak güçlü delil niteliğindedir.

    İş Kazası Tazminat Davası ile Yaralanan İşçinin Yakınları Tazminat İsteyebilir mi?

    Evet. İşçinin ağır yaralanması halinde, yakınları da manevi tazminat talebinde bulunabilir.

    Yaralanmalı İş Kazası Maluliyet Oranına Dair Bilirkişi Raporları Arasında Çelişki

    Çelişki olması durumunda, yeni bir sağlık kurulu raporu alınarak çelişki giderilir.

    İş Kazası (Rücuen) Tazminat Davasında Asıl İşveren/Alt İşveren Sorumluluğu

    SGK, ödediği tazminatları kusurlu işverene rücu edebilir. Bu durumda taşeron ve asıl işveren birlikte sorumludur.

    İş Kazası Tazminat Davasında İşçinin Gerçek Ücretinin Belirlenmesi

    Gerçek ücret, tanık beyanları, bordrolar, banka kayıtları ve emsal ücret araştırması ile belirlenir.

    Kalp Krizi İş Kazası mıdır? İş Kazası Tazminat Davası Açılabilir mi?

    İşin niteliği ve çalışma koşulları kalp krizini tetiklediyse, Yargıtay kararlarına göre iş kazası sayılabilir.

    İş Kazasında Kaçınılmazlık Unsuru

    Her türlü önlem alınmasına rağmen meydana gelen kazalarda kaçınılmazlık söz konusu olabilir. Ancak bu durum, işverenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz.

    İş Kazasında Kusur Raporunun Usulüne Uygun Olması Gerekir

    Kusur raporları, alanında uzman bilirkişiler tarafından, bilimsel ve teknik esaslara uygun şekilde hazırlanmalıdır.

    Öncelikle İş Kazasının Tespiti Zorunluluğu

    Tazminat davası açılmadan önce, kazanın iş kazası olduğunun kesin olarak tespit edilmesi hukuki sürecin sağlıklı işlemesi açısından büyük önem taşır.

  • Apartman Yöneticisi Atanması İstemine İlişkin Dilekçe

    Apartman Yöneticisi Atanması İstemine İlişkin Dilekçe

    Kat mülkiyetine tabi taşınmazlarda ortak yaşamın düzenli, huzurlu ve sürdürülebilir şekilde devam edebilmesi için, yönetim faaliyetlerinin etkin ve hukuka uygun biçimde yürütülmesi zorunludur. Ancak somut olayda, apartman yönetiminin fiilen bulunmaması, mevcut yöneticinin görevini yerine getirememesi ya da yönetim organlarının işlevsiz hâle gelmesi nedeniyle, ortak alanların bakımı, giderlerin toplanması ve idari işlerin yürütülmesinde ciddi aksaklıklar meydana gelmiştir. Bu durum, kat maliklerinin hak ve menfaatlerini doğrudan etkilediği gibi, apartman yaşamında huzursuzluğa ve mağduriyetlere de yol açmaktadır. Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca, yönetici atanması, ortak yaşamın düzenini sağlamak ve ortaya çıkan uyuşmazlıkları önlemek amacıyla öngörülmüş hukuki bir mekanizmadır. Yönetimin sağlıklı şekilde tesis edilmesi, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve düzenli işleyiş bakımından büyük önem taşımaktadır. Mevcut koşullar altında, kat malikleri kurulu tarafından yönetici seçiminin yapılamaması veya mevcut yönetimin görevini yerine getirememesi sebebiyle, mahkeme marifetiyle yönetici atanması zorunlu hâle gelmiştir. Bu çerçevede, apartmanın idari ve mali işlerinin sağlıklı biçimde yürütülmesi, ortak alanların korunması ve kat maliklerinin hak kayıplarının önlenmesi amacıyla yargı yoluna başvurulması gereği doğmuştur. Bu nedenle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak hukuki ve fiili sebepler doğrultusunda, apartman yöneticisi atanmasına karar verilmesi talebiyle işbu dilekçenin sunulması zorunluluğu hasıl olmuştur.

     

    Apartman Yöneticisi Atanması İstemine İlişkin Dilekçe Örneği

     

    … SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

     

    DAVACI:

    TC KİMLİK NUMARASI         :

    ADRES                             :

    VEKİLİ                            :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    ADRES                             :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    DAVALİ:

    ADRESİ                            :

    KONU                               :  Apartman Yöneticisi Atanması İstemimizden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR           :

    1-) Müvekkilim … adresinde bulunan … Apartmanı’nda oturmaktadır. …  Daireli apartmanda, …/…/… tarihinde son yapılan genel kurul toplantısında gerekli oy oranları sağlanamamış ve yönetici seçmek mümkün olmamıştır. (EK-1)

    2-) Apartman oldukça sorunlu bir binadır. … işleri yapılmaktadır.  Şu anda tüm bu işler sahipsiz kalmıştır.

    3-) Yasa gereği, kendi yöneticisini seçemeyen apartman sakinlerine mahkemenizce yönetici seçilmesini istemekteyiz.

    HUKUKİ NEDENLER  : 634 S. K. m. 34

    HUKUKİ DELİLLER    :

    1-) Yönetim planı,

    2-) Karar defteri.

    3-) Bilirkişi İncelemesi.

     

    SONUÇ VE İSTEM                : Yukarıda açıklanan nedenler ile müvekkilin oturmakta olduğu,        … Apartmanı’na mahkemenizce yönetici atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/…/…

     

    EKLER                                     :

    1-) Yönetim planı,

    2-) Karar defteri.

    3-) Bir adet onaylı vekaletname örneği

     

    Davacı Vekili

     

  • Vasiyetnamenin Tenfizi İstemine Dair Dilekçe

    Vasiyetnamenin Tenfizi İstemine Dair Dilekçe

    Müteveffa tarafından usulüne uygun şekilde düzenlenen vasiyetnamenin, miras bırakanın son iradesini yansıtması ve hukuki sonuç doğurabilmesi amacıyla yerine getirilmesi zorunluluğu doğmuştur. Ancak mevcut durumda, vasiyetnamenin uygulanmasına ilişkin tereddütler, fiili ve hukuki engeller ile taraflar arasındaki uyuşmazlıklar sebebiyle, vasiyetnamenin tenfizi için mahkeme müdahalesine ihtiyaç hasıl olmuştur. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, geçerli bir vasiyetnamenin mirasçılar ve ilgili üçüncü kişiler bakımından bağlayıcı olması esastır. Miras bırakanın iradesine saygı gösterilmesi, hem hukuki güvenliğin sağlanması hem de miras hukukunun temel ilkelerinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Somut olayda, vasiyetnamede yer alan düzenlemelerin açık, anlaşılır ve uygulanabilir nitelikte olmasına rağmen, miras paylaşımı sürecinde yaşanan ihtilaflar nedeniyle vasiyet hükümlerinin fiilen yerine getirilemediği görülmektedir. Bu durum, hak kayıplarına yol açtığı gibi, miras bırakanın son arzularının da bertaraf edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Hukuki belirliliğin sağlanması ve vasiyetnamenin öngördüğü sonuçların hayata geçirilmesi amacıyla, yargı yoluna başvurulması zorunlu hâle gelmiştir. Bu nedenle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak hukuki ve fiili gerekçeler doğrultusunda, geçerli vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesi talebiyle işbu vasiyetnamenin tenfizi istemine dair dilekçenin sunulması gereği hasıl olmuştur.

     

    Vasiyetnamenin Tenfizi İstemine Dair Dilekçe Örneği

     

    … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

    DAVACI  (TC No)                         :

    ADRES                                         :

    VEKİLİ                                        :

    ADRES                                         :

    DAVALI                                       :

    ADRESİ                                               :

    KONU                                           : Vasiyetnamenin Tenfizi İstemimizi içerir dilekçemizdir.

    A Ç I K L A M A L A R I M I Z 

    1-)Muris … …, …/…/… tarihinde vefat etmiş ve … Noterliğinin …/…/… Tarih ve …/… yevmiye numaralı vasiyetnamesi (… Sulh Hukuk Mahkemesinin …/…/… Tarih ve …/… Esas …/… Karar sayılı kararı ile açılarak okunmuştur.)

    2-)Vasiyetnamenin açılmasından sonra davalıların vasiyetnamenin iptali için … Hukuk Mahkemesinde açtıkları dava …/…/… Tarih ve …/… Esas ve …/… Karar sayılı kararla reddolunmuş ve bu karar ../../2022 tarihinde kesinleşmiştir.

    3-)Vasiyetname kesinlik kazanmış bulunmaktadır. Davalılar vasiyetin gereğini henüz yerine getirmemişlerdir. Dava konusu vasiyetnamede müvekkil lehine vasiyet edilen … … adresinde bulunan, … ada … pafta … parselde kayıtlı … m2 taşınmazın tapu kaydının iptali ve müvekkil adına tescilini sağlamak üzere işbu davayı açmak zorunluluğu hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER              : 4721 S. K. m. 600.

    HUKUKİ DELİLLER                 :

    1)

    2)

     

    SONUÇ VE İSTEM         : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, … Hukuk Mahkemesinin …/…/… Tarih ve …/… Esas …/… Karar sayılı kararı ile açılan ve … Noterliğince …/…/… Tarih ve …/… yevmiye numarasıyla düzenlenen vasiyetnamenin tenfizi ile … … adresinde bulunan, … ada … pafta … parselde kayıtlı … m2 taşınmazın tapu kaydının iptali ve müvekkil adına tesciline karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını bilvekale talep ederim.  …/…/…

    Davacı Vekili

    Av

  • Hakaret Manevi Tazminat Davası Dilekçesi

    Hakaret Manevi Tazminat Davası Dilekçesi

    Tarafıma yöneltilen ve kişilik haklarımı açık biçimde ihlal eden hakaret içerikli söz ve davranışlar nedeniyle, uğramış olduğum manevi zararın giderilmesi amacıyla işbu manevi tazminat davasını açma zorunluluğu doğmuştur. Davalı tarafından gerçekleştirilen fiiller, toplum nezdindeki saygınlığımı zedelemiş, onur, şeref ve haysiyetimi hedef almış; bu suretle ruhsal bütünlüğüm üzerinde derin ve kalıcı etkiler yaratmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca, kişilik haklarına hukuka aykırı olarak saldırıda bulunulan kimsenin, uğradığı manevi zarara karşılık uygun bir miktar tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Somut olayda, hakaret eyleminin niteliği, ağırlığı, gerçekleştiği ortam ve tarafların sosyal konumu birlikte değerlendirildiğinde, meydana gelen zararın sıradan bir rahatsızlık düzeyinin ötesine geçtiği açıktır. Hukuki koruma altındaki kişilik değerlerinin etkin biçimde korunabilmesi ve benzer ihlallerin önlenebilmesi adına, manevi tazminata hükmedilmesi büyük önem taşımaktadır. Aksi hâlde, hukuka aykırı fiillerin cezasız kalması, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin zedelenmesine yol açacaktır. Bu nedenle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak hukuki ve fiili sebepler doğrultusunda, uğradığım manevi zararın kısmen de olsa telafisi amacıyla uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle işbu hakaret nedeniyle manevi tazminat davası dilekçesinin sunulması gereği hasıl olmuştur.

     

    Hakaret Manevi Tazminat Davası Dilekçesi Örneği

     

    … () ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE;

    DAVACI:

    TC KİMLİK NUMARASI :

    ADRES                              :

    VEKİLİ                             :

    ADRES                              :

    DAVALİ:

    ADRESİ                            :

    DAVA DEĞERİ               : 

    KONU                               : Hakaret sebebi ile Manevi Tazminat İstemimizden İbarettir.

    AÇIKLAMALAR             :

    1-) Davalı,    …/ …/ … tarihinde,  … adresinde bulunan … isimli pastanede müvekkilimiz ve o sırada olaya tanık olan bir kısım mahalle sakini ile birlikte otururken, müvekkilimize dönerek, pastanede bulunan insanların da duyabileceği bir ses tonuyla ve oldukça yakışıksız bir tarzda, özetle, müvekkilin önceki gün apartmanın önüne park ettiği arabasını park etme şeklinden dolayı beceriksiz olduğundan bahisle alay edercesine ve beceriksizlik isnadında bulunmak suretiyle müvekkilimize hakaret etmiştir.

    2-) Müvekkilimiz, … yıldır aynı mahallede yaşamakta olup, davalının anılan eylemi, müvekkilimizin yıllardır tanıdığı ve ailece görüştüğü insanların gözünde küçük düşmesine, onurunun kırılmasına ve saygınlığının zarar görmesine neden olmuştur. Müvekkilimiz, yaşadığı olay nedeni ile psikolojik sarsıntı yaşamıştır.

    3-) … Cumhuriyet Savcılığı’na yapılan şikayet sonucu açılan dava neticesinde, … … Ceza Mahkemesi’nin …/ … E. …/ … K. sayılı dosyasında davalının hakaret suçundan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş;  (EK-1) müvekkilimizin yaşadığı bu olumsuzluğun, davalı eyleminden kaynaklandığı, ceza mahkemesi kararı ile de sabit hale gelmiştir.

    4-) Olay nedeniyle müvekkilin toplum içerisinde düştüğü kötü durum ve üzüntü ve eleminin bir nebze de olsa giderilmesini teminen, işbu tazminat davasını açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER    : 6098 S. K. m. 51, 58, 6100 S. K. m. 2, 3, 107, 5237 S. K. m. 125 ve ilgili sair mevzuat.

    HUKUKİ DELİLER         : … … Ceza Mahkemesi’nin …/ … E. …/ … K. sayılı dosyası, Tanık Beyanları.

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, tahkikat sonucunda müvekkilimizin manevi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari…….TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan …/…/… tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/ …/ …

    EKLER      : 1. … Ceza Mahkemesi’nin …/ … E. …/ … K. sayılı dosyası

    1. Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları

    gösterir tanık listesi,

    1. Bir adet özel yetki içerir onaylı vekaletname örneği.

    Davacı Vekili

     

  • Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi İstemi Dilekçesi

    Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi İstemi Dilekçesi

    Taraflar arasında kurulan adi ortaklık ilişkisinin, zaman içerisinde ortaya çıkan görüş ayrılıkları, güven sarsıcı davranışlar ve ortaklık amacının fiilen ortadan kalkması nedeniyle sürdürülemez hale geldiği anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, ortaklık amacının gerçekleşmesinin imkânsızlaşması, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin temelinden zedelenmesi veya ortaklardan birinin yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemesi hâllerinde, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi talep edilebilmektedir. Somut olayda, ortaklık faaliyetlerinin sağlıklı biçimde yürütülmesi mümkün olmamakla birlikte, ortaklığın malvarlığı ve borçlarının da belirsiz hale geldiği, bu durumun taraflar açısından ciddi hak kayıplarına yol açma riski taşıdığı görülmektedir. Ortaklığın mevcut haliyle devam ettirilmesi, taraflar arasında daha büyük uyuşmazlıklara ve telafisi güç zararlara sebebiyet verebilecek niteliktedir. Hukuki güvenlik ve menfaat dengesinin sağlanması bakımından, ortaklık ilişkisinin sona erdirilmesi ve tasfiye sürecinin yargısal denetim altında yürütülmesi zorunluluk arz etmektedir. Bu nedenle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak hukuki ve fiili sebepler doğrultusunda, adi ortaklığın feshine ve ortaklık malvarlığının tasfiye edilerek tarafların hak ve alacaklarının belirlenmesine karar verilmesi talebiyle işbu adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi istemli dava dilekçesinin sunulması gereği hasıl olmuştur.

     

    Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesi İstemi Dilekçesi Örneği

     

    ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

    DAVACI                                                     :

    VEKİLİ                                                     :

    DAVALI                                                   :

    ADRESİ                                                   :

    KONU                                                      : Adi Ortaklığın feshi ve tasfiyesi isteminden ibarettir.

    AÇIKLAMALAR                                   :

    1- Müvekkilimin murisi dava dışı … … ile davalı … … arasında …/…/… tarihinde inşaat alanında faaliyet göstermek üzere bir adi ortaklık sözleşmesi kurulmuştur. (EK – 1)

    2- Ortaklık sermayesinin  toplamı … TL’dir.  Bunun … TL. si müvekkilimin murisi tarafından getirilmiş, davalı ise ortaklığa … TL. sermaye koymuştur. Ayrıca müvekkilimin murisi … …, karşılıksız olarak kendine ait iki ayrı taşınmazını ortaklığa tahsis ve bu iki taşınmazdan biri üzerinde davalı yararına … yıl süre ile irtifak hakkı tesis etmiştir.

    3- Müvekkilin murisinin …/…/… tarihinde vefat etmesi üzerine (EK – 2) müvekkil ile davalı adi ortaklığın devamı ve davalının idareci ortak olması hususunda anlaşmışlardır. Bu anlaşmanın üzerinden … yıl geçmiş olmasına rağmen davalı kar payı ödememiş, …/…/… tarih ve … yevmiye nolu ihtarlar (EK – 3) da davalı tarafından yanıtsız bırakılmıştır. İdareci ortak olan davalı, müvekkilime işlerin gidişatıyla ilgili hesap vermemekte, talebimize rağmen kar payı ödememekte, görev ve sorumluluklarını yerine getirmemektedir.

    4- 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 639. maddesinde belirtilen haklı sebep müvekkilim ve davalının ortakları olduğu şirket açısından gerçekleşmiş bulunmaktadır. Bu nedenle taraflar arasında kurulu bulunan adi ortaklığın mahkemenizce haklı sebebe dayalı olarak feshi ve ortaklık mallarının tasfiyesi için mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER                : 6098 S. K. m. 620 – 639. maddeler

    HUKUKİ DELİLLER                  :

    1-) Ortaklık sözleşmesi,

    2-) Nüfus Kaydı

    3-) İhtarname suretleri,

    4-) Bilirkişi İncelemesi

    SONUÇ VE İSTEM                     : Yukarıda açıklanan  nedenlerden dolayı müvekkilim ile davalı arasında mevcut olan adi ortaklığın haklı nedenlerle feshine, …-… yıllarına ait kar paylarına  her yıl için ayrı ayrı % … reeskont faiz işletilerek hesaplanacak miktarın davalıdan alınarak müvekkile verilmesine ve feshedilen adi ortaklığın mahkemenizce tasfiye edilmesine ve yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.

    EKLER                                      :

    1-) Ortaklık sözleşmesi,

    2-) Nüfus Kaydı

    3-) İhtarname suretleri,

    4-) Bir adet onaylı vekaletname örneği

    Davacı Vekili

    Av.

     

  • Taşkın Haczin Kaldırılması Dilekçesi

    Taşkın Haczin Kaldırılması Dilekçesi

    Tarafıma tebliğ edilen ve icra takibi kapsamında uygulanan haciz işleminin, borcun miktarı ile açıkça orantısız olduğu, bu suretle taşkın haciz niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. İcra ve İflas Kanunu ile yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, haciz işlemlerinde ölçülülük ilkesine riayet edilmesi, borçlunun ekonomik ve sosyal varlığını tamamen ortadan kaldıracak uygulamalardan kaçınılması zorunludur. Ancak somut olayda, borcun miktarını açıkça aşan şekilde, birden fazla mal ve hakkım üzerine haciz konulmuş, bu durum hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerine aykırı bir sonuç doğurmuştur. Haczin bu şekilde genişletilmesi, yalnızca borcun tahsilini güvence altına almak amacını aşmakta, borçlunun temel yaşam koşullarını ve ticari faaliyetlerini ciddi biçimde sekteye uğratmaktadır. Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak, icra işlemlerinin keyfi nitelik taşımaması, borçlu ile alacaklı arasındaki menfaat dengesinin korunması esastır. Taşkın haciz uygulamaları, borçlunun telafisi güç zararlara uğramasına yol açmakta ve icra hukukunun temel amaçlarıyla bağdaşmamaktadır. Bu nedenlerle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak hukuki ve fiili gerekçeler doğrultusunda, ölçüsüz ve orantısız şekilde uygulanan haczin kaldırılması, haczin borç miktarıyla sınırlı olacak şekilde yeniden değerlendirilmesi talebiyle işbu taşkın haczin kaldırılması dilekçesinin sunulması zorunluluğu doğmuştur.

     

    Taşkın Haczin Kaldırılması Dilekçesi Örneği

     

    ….. NÖBETÇİ İCRA HAKİMLİĞİ’NE,

    ŞİKAYET EDEN
    (BORÇLU) : VEKİLİ :
    KARŞI TARAF : … 1. İcra Müdürlüğü
    KONU : ….. 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/…. E. Sayılı dosyası nezdindeki Taşkın Hacze İtiraz. AÇIKLAMALAR :
    1. …… …. MAHKEMESİ’NİN 2010/…. E. , 2012/… K. SAYI VE 20.04.2012 TARİHLİ KARARI KESİNLEŞMİŞ VE ….. 1. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN 2013/…. E.SAYILI DOSYASIYLA İLAMLI İCRAYA KONU EDİLMİŞTİR.
    Bahsi geçen ilamın konusu, Müvekkilim ….. ile …. ın boşanma davası sonucunda müvekkilim aleyhine 75.000-TL maddi-manevi tazminat ödemesine hükmedilmesidir.
    Müvekkilim bu tutarı ödeyecek miktarda nakit paraya sahip olmadığından borcu ödeyememiştir. Ancak bu bedeli ödeyebilmek için, ….’te bulunan taşınmazlarından birini satmaya çalışmıştır.

    1. Müvekkilim borcu ödemek için taşınmazını satmaya uğraşırken, eski eşi …… bu defa da müvekkilime karşı ….. Mahkemesinin 2012/…. E. no.su ile KATKI PAYI ALACAĞI DAVASI açmıştır ve bu dosya üzerinden müvekkilimin adına kayıtlı bulunan toplam 5 adet taşınmazın hepsine birden İHTİYATİ TEDBİR konulmuştur.
      Müvekkilim, gayrimenkullerinin üzerinde tedbir varken hiçbir daireyi satamamış ve bu süreç yine uzamıştır.
    2. Müvekkilim, ….. İli, ….. İlçesi, ….. Mevkiinde ….Parselde kayıtlı, …Cilt ve …. sayfa no ile kayıtlı … KATTA BULUNAN … NO.LU BAĞIMSIZ BÖLÜMDE kayıtlı dairesine alıcı bulmuştur. Bunun üzerine, …..Mahkemesi Hakimliği’ne 16.01.2014 tarihinde tedbirin kaldırılması talebimizi içeren dilekçemizi sunmuştuk (EK-3) ve bu talebimiz kabul edilerek TEDBİRİN KALDIRILMASINA KARAR VERİLMİŞTİR (EK-4) Mahkemece 24.01.2014 tarihinde …. Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yazılan TEDBİRİN KALDIRILMASI hususundaki yazı ile de bahsi geçen taşınmaz üzerindeki TEDBİR KALDIRILMIŞTIR (EK-5)
    3. Anılan dosya nezdinde, TAKİP ALACAKLISI VEKİLİ, HÜKMÜN İCRAEN YERİNE GETİRİLMESİNİ TEMİNEN TEMİNAT MAHİYETİNDE MÜVEKKİLİN MALLARINA HACİZ KONULMASINI TALEP ETMİŞTİR.
      Sayın mahkemenizce tetkik edildiğinde görüleceği üzere, müvekkilin tüm taşınmazları haczedilmiştir.
      ….1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/…. E. Sayılı haciz yazıları ile ….-TL bedel ile alacaklı …. lehine, müvekkilimin tüm mal varlığına haciz işlenmiştir. Takyidatlı tapu kayıtları ektedir. (EK-6)
      5. HACZEDİLEN TAŞINMAZLARIN KIYMET TAKDİRİ YAPILMAMIŞTIR.
      Müvekkile ait 5 adet taşınmazın her birinin RAYİÇ BEDELİNİN ….-TL olduğunu gösteren 27.01.2014 tarihli belge işbu dilekçemiz ekindedir(EK-7)
      Ayrıca müvekkile ait taşınmazların yaklaşık değerleri, yüzölçümü olarak aynı niteliklere sahip ve aynı mevkiide bulunan benzer taşınmazların satılık ilanlarından görüleceği üzere 200.000-TL ile 300.000-TL arasındadır. Hürriyet Emlak, Milliyet Emlak ve Sahibinden.com internet sitelerinden alınan güncel satılık emlak ilanlarını işbu dilekçemiz ekinde sunuyoruz (EK-8)
      6. ASIL ALACAĞI, FER’İLERİ VE TAKİP GİDERLERİNİ AŞAN ÖLÇÜDE HACİZ YAPILMIŞTIR. BU DURUM İİK 85/I’E VE YARGITAY İÇTİHATLARINA AYKIRIDIR. Şöyle ki;
      YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ 2000/3575 E. 2000/3801 K. ve 15.05.2000 tarihli kararında “…..HACZİ MÜMKÜN TAŞINMAZLAR AÇISINDAN DEĞER TESPİTİ YAPARAK, ALACAK MİKTARINI KARŞILAYACAK TAŞINMAZLARI BELİRLEMEK VE FAZLA HACİZLERİ KALDIRMAK GEREKİR….” demektedir.
      Ve yine Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; “İCRA MEMURUNUN, TAKİP KONUSU ALACAK VE TAKİP MASRAFLARINI KARŞILAYACAK MİKTARDAN FAZLA MAL HACİZ ETMEMESİ GEREKİR”, demektedir.

    Ayrıca yine Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, “HACZEDİLMİŞ OLAN TAŞINMAZIN SATIŞ BEDELİNİN BORCU KARŞILAMAYACAĞI ANLAŞILMADIKÇA BORÇLUNUN DİĞER TAŞINMAZLARINA MÜRACAAT EDİLMEYECE DURUMU SÖZ KONUSUDUR”. denmektedir.
    7. Hiçbir kıymet takdiri yapılmadan, ….. 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/…. E. Sayılı dosyasında, müvekkilimin tüm taşınmaz malları üzerine İİK 85/I’e aykırı olarak konulan taşkın haciz işleminden dolayı işbu şikayet davasının açılması zorunluluğumuz doğmuştur.
    AÇIKLAMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ TÜM SEBEPLERDEN DOLAYI, SAYIN MAHKEMENİZCE TAŞKIN HACİZLERİN KALDIRILMASI YÖNÜNDE KARAR VERİLMESİ HALİNDE ÖNCELİKLE yukarıda izah etmeye çalıştığımız durumu dikkate alarak, iş bu dilekçenin ekinde yer alan …..İli, ….İlçesi, ….Mevkiinde ….Parselde kayıtlı, …Cilt ve ….sayfa no ile kayıtlı … KATTA BULUNAN …NO.LU BAĞIMSIZ BÖLÜM ÜZERİNDEKİ HACZİN KALDIRILMASINI talep ederiz.

    HUKUKİ SEBEPLER : İİK. m. 16 vd. ve ilgili maddeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili sair mevzuat.
    DELİLLER :
    1. …..Mahkemesi’nin 2010/… E. , 2012/…K. sayılı kararı

    1. …. 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/… E. Sayılı takip dosyası
    2. …. Mahkemesi’ne 16.01.2013 tarihinde verdiğimiz Tedbirin kaldırılması talepli dilekçemiz (EK-3)
    3. …. Mahkemesi’nin 2012/…. E. Sayılı dosyası üzerinde TEDBİRİN KALDIRILMASINA ilişkin kararı (EK-4)
    4. Müvekkilin adına kayıtlı … taşınmaz üzerindeki tedbirin kaldırılmış olduğunu gösteren 31.01.2014 tarihli takyidatlı tapu kaydı (EK-5)
    5. Takyidatlı tapu kayıtları (EK-6)
    6. Müvekkile ait 5 adet taşınmazın her birinin RAYİÇ BEDELİNİN ….-TL olduğunu gösteren 27.01.2014 tarihli belge (EK-7)
    7. Bahsi geçen taşınmazlar ile benzer özelliklere sahip taşınmazların değerinin 200.000-TL ile 300.000-TL arasında olduğunu gösteren Hürriyet Emlak, Milliyet Emlak ve Sahibinden.com internet sitelerinden alınan güncel satılık emlak ilanları (EK-8)
    8. Yargıtay kararları
    9. Keşif ve bilirkişi
    10. Karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil ikame etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla ve gerektiğinde her türlü yasal deliller.

    SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız ve sayın mahkemenizce de re’sen dikkate alınacak sebepler doğrultusunda;
    1) Davamızın kabulü ile ….İli, …. İlçesi, … Mevkiinde ….Parselde kayıtlı, …. Cilt ve …. sayfa no ile kayıtlı … KATTA BULUNAN …. NO.LU BAĞIMSIZ BÖLÜM ÜZERİNDEKİ TAŞKIN HACZİN KALDIRILMASINA KARAR VERİLMESİNİ,
    2) Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. …..2014

    Şikayet Eden
    …..
    Vekili Av………

     

  • Sebepsiz Zenginleşme Nedeniyle Alacak Davası Dilekçesi

    Sebepsiz Zenginleşme Nedeniyle Alacak Davası Dilekçesi

    Somut olayda, davalı tarafın herhangi bir hukuki sebebe dayanmaksızın malvarlığında meydana gelen artış nedeniyle sebepsiz zenginleştiği, bu suretle tarafımın zarara uğradığı açıkça anlaşılmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, haklı bir neden olmaksızın başkasının malvarlığı aleyhine zenginleşen kimsenin, elde ettiği kazancı iade etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Buna rağmen, davalı taraf, tarafımdan elde ettiği bedeli iade etmekten kaçınmakta ve hukuka aykırı şekilde zenginleşmesini sürdürmektedir. Söz konusu zenginleşme, geçerli bir sözleşmeye, kanuni bir yükümlülüğe veya bağış iradesine dayanmadığı gibi; taraflar arasında bu yönde bir mutabakat da bulunmamaktadır. Bu durum, hem hakkaniyet ilkesine hem de dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Hukuki güvenlik ve adaletin sağlanabilmesi adına, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacakların yargı yoluyla talep edilmesi zorunludur. Aksi halde, hukuka aykırı menfaat temini teşvik edilmiş olacak ve mağduriyet derinleşecektir. Bu nedenlerle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak maddi vakıalar ve hukuki sebepler doğrultusunda, davalı tarafından sebepsiz olarak elde edilen bedelin iadesi ile birlikte yasal faizinin tahsili talebiyle işbu sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak davasının açılması gereği hasıl olmuştur.

    Sebepsiz Zenginleşme Nedeniyle Alacak Davası Dilekçesi Örneği

     

    … NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

    DAVACI               :

    VEKİLLERİ          :

    DAVALILAR                   :

     

    KONU                   :… Yılı Ocak ayında satın alınan … plakalı … model

     .. renkli .. marka aracın davacı adına

     tescil edilmesi, aksi halde satış bedeli olan …-TL’nin

     davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya

     verilmesi talebidir.

    Harca Esas Değer : …-TL (Arabanın alış bedeli)

                                                                       

    AÇIKLAMALAR

    Ekli vekâletname uyarınca davacı vekilleri bulunmaktayız.

    Davacı, 2.. yılı Ocak ayında eski eşi .. ile birlikte .. Galeri adlı iş yerinden .. vasıtası ile …isimli şahısla aralarında yapmış oldukları oto satış sözleşmesi ile .. .. plakalı .. model gümüş ..renkli .. marka aracı …-TL peşin …-TL’lik 2 adet çek vererek toplam …,00-TL bedelle haricen satın almıştır. Aynı anda araba kendisine fiilen teslim edilmiş ve zilyetliğini de devralmıştır.

    Vekil eden, aracın alınmasında aracılık eden (eski)eşi .. tanıdığı .. “aracın ruhsat devrini istediğin zaman alabilirsin bir problem çıkmaz” demesi ve bu kişiye duydukları güven nedeniyle ruhsatı kendi üzerine hemen almamış arabayı kendinin olduğu düşüncesi ile kullanmaya başlamıştır.

    Vekil eden satışa konu … plakalı aracı sahibi/yetkilisi olduğu … Haber isimli işyerinin işleri için de kullanmakta iken ve söz konusu araç işyerinin önünde beklerken …04.2007 tarihinde yakalanarak otoparka çekilmiştir.

    Bu olaylar üzerine yapılan araştırmada …’nun  …r’a olan …10.2005 Tanzim tarihli, ..11.2005 Vade tarihli …,00-TL bedelli senet borcundan dolayı ..a …İcra Müdürlüğü 2007/.. E sayılı dosyasından yapılan icra takibi ile araç kaydına konan haciz nedeniyle yakalandığı öğrenilmiştir.

    Vekil eden davacı söz konusu aracın bedelini ödeyerek satın almış ve aynı anda araç kendisine fiilen teslim edilmiş ve zilyetliğini de devralmıştır. Fakat iyi niyetli kendisinin olduğu düşüncesi ile yaklaşık 2-2,5 yıldır kullandığı aracın .. adına kayıtlı olması nedeniyle ve bu kişilerin satıştan çok sonra muvazaalı bir şekilde icra takibi yaparak (icra takibine konu senedin vade tarihi …11.2005 olmasına rağmen icra takibinin …01.2007 tarihinde başlatılması) aracın otoparka çekilmesi, kötü niyetli ve danışıklı olarak hareket ettiklerinin açık bir göstergesidir

     

    Gelişmeler üzerine vekil eden tarafından şikâyet başvurusu yapılmış olup akabinde davalıların muvazaalı icra takibi ve dolandırmaya yönelik eylemleri nedeni ile de haklarında A..

    a .. Ceza Mahkemesi 2008/.. E. sayılı dosyası ile dava açılmıştır. Bu dosya içeriğinde de görüleceği üzere …İcra Müdürlüğü 2007/.. E sayılı dosyasından alacaklı görünen davalıların ..r’ın .. Cumhuriyet Başsavcılığı 2007/.. Soruşturma Nolu dosyası ile 03.07.2007 tarihinde alınan ifadesinde  “ .. diye birini tanımıyorum. .. da tanımıyorum. Benim kimseden alacağım yoktur.”  derken yine …09.2007 tarihinde alınan ifadesinde “benim .. alacağım vardır. …. eşi  geldi benden para istedi ben de verdim karşılığında senet aldım, senedi icra takibine koydum ….. .. benim çok samimi arkadaşımdır, maddi durumu bozuk olduğu için senet almıştım….”  şeklindeki  çelişkili ve hayatın olağan akışına da aykırı beyanları kötü niyetli ve danışıklı olarak hareket edildiğinin açık bir göstergesidir.DAVALILAR İLE İCRA DOSYASINDA ALACAKLI GÖRÜNEN MEHMET BAYDAR ANLAŞMALI VE DOLANDIRMAK KASTI İLE HAREKET ETMEKTEDİRLER.

     Ancak olaylar karşısında vekil edenin iyi niyetinin ve bedelini ödeyerek yasaya uygun olarak bir araba satın aldığı dikkate alınarak haklarının korunması ve telafisi imkansız zararlarının doğmasını engellemek için, işbu dava ile verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçerli olmak üzere; ….İcra Müdürlüğü’nün 2007/… E sayılı dosyasının yargılama neticesine kadar tedbiren durdurulması ile aracın dava sonuna kadar yedieminde kalması yönünde tedbir kararı verilmesini talep ediyoruz.

    Yukarıda açıklanan nedenlerle iş bu uyuşmazlıkta vekil eden iyiniyetli üçüncü kişidir ve bedelini ödeyerek yasaya uygun olarak aracı satın alarak kullanmıştır.  Bu nedenle, öncelikle … plakalı aracın vekil eden adına tescilini, bu mümkün olmadığı taktirde satış bedelinin iadesi hususlarında davalıların sorumluluğu bulunduğundan satış bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ediyoruz.

     

    KANITLAR

    ……………….

     

    SONUÇ – İSTEM

     

    Yukarıda açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle, sair yasal haklarımız saklı kalmak kaydı ile;

    • Öncelikle, … İcra Müdürlüğü’nün 2007/… E sayılı dosyasının TEDBİREN DURDURULMASI İLE ARACIN DAVA SONUNA KADAR YEDİEMİNDE KALMASI YÖNÜNDE TEDBİR KARARI VERİLMESİNİ,
    • Satışa konu … plakalı aracın trafikte vekil eden davacı adına tescil edilmesine, bu mümkün olmadığı taktirde davalılara ödenen … ,00 TL’nin ödeme tarihi olan …..2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
    • Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini dileriz…/../2008

    Davacı Vekili
    Av.

     

  • Usulsüz Tebligatın İadesi İstemli Dilekçe

    Usulsüz Tebligatın İadesi İstemli Dilekçe

    Tarafıma tebliğ edildiği bildirilen tebligatın, Tebligat Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine açıkça aykırı şekilde düzenlendiği ve usule uygun tebliğ şartlarını taşımadığı anlaşılmış olup, yasal süresi içerisinde usulsüz tebligatın iadesi ve geçersizliğinin tespiti talebiyle işbu dilekçenin sunulması zorunluluğu doğmuştur. Anılan tebligat, muhatabın bilinen ve kayıtlı adresine yapılmamış, tebliğ işlemi sırasında gerekli araştırma ve tespitler yerine getirilmemiş, ayrıca tebliğ mazbatasında bulunması gereken zorunlu unsurlara eksik veya hatalı biçimde yer verilmiştir. Bu durum, tebligatın amacına ulaşmasını engellemekte ve muhatabın dava ve savunma hakkını fiilen kısıtlamaktadır. Hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma ilkesi gereğince, tarafların yargılamadan ve haklarını etkileyen işlemlerden zamanında ve doğru şekilde haberdar edilmesi zorunludur. Ancak somut olayda, usulsüz tebliğ nedeniyle tarafımca süresinde itiraz ve savunma hakkının kullanılması mümkün olmamıştır. Bu haliyle, hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen tebligatın geçerli kabul edilmesi, telafisi güç veya imkânsız hak kayıplarına yol açabilecek niteliktedir. Bu sebeplerle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak hukuki ve fiili gerekçeler doğrultusunda, usulsüz tebligatın iadesine ve buna bağlı tüm işlemlerin iptaline karar verilmesi talebiyle işbu dilekçenin sunulması gereği hasıl olmuştur.

     

    Usulsüz Tebligatın İadesi İstemli Dilekçe Örneği

     

    … İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE

     

    DOSYA NO                          :

    ALACAKLI                         :

    VEKİLİ                                 :

    BORÇLU                              :

    TEBLİGATI İADE

    EDEN 3. KİŞİ                      :

     

    VEKİLİ                                 :

    TEBELLÜĞ TARİHİ             : …/…/…

    KONU                                       : Usulsüz tebligatın iadesinden ibarettir.

     

    AÇIKLAMALAR                           

    1-) Yukarıda esas numarasını belirttiğimiz dosyadan borçlu aleyhine çıkartılan icra tebligatı borçla hiçbir ilişkisi bulunmayan  …’ya yapılmıştır.

    2-) Bu nedenle müvekkilimin mağdur olmaması için usulsüz tebligatı iade etmek zorunluluğu doğmuştur.

     

                 SONUÇ VE İSTEM                                   

     Yukarıda açıklanan nedenlerle borçla ve borçluyla hiçbir ilgisi bulunmayan müvekkilime yapılan usulsüz tebligatın yapılmamış sayılmasını saygılarımızla talep ederiz. …/…/…

     

    Üçüncü Kişi Vekili

                                                                                                   Av.