Blog

  • Yetki İtirazı Dilekçesi

    Yetki İtirazı Dilekçesi

    Tarafıma tebliğ edilen dava dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, işbu davanın, usul ve yasaya aykırı biçimde yetkisiz mahkemede açıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, davanın kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya uyuşmazlığın niteliğine göre yetkili kılınan özel yetkili mahkemelerde açılması gerekmektedir. Somut olayda ise, gerek genel yetki kuralları gerekse özel yetki hükümleri dikkate alındığında, davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkeme dışında bir yargı yerinde dava ikame edilmiştir. Bu durum, savunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını güçleştirdiği gibi, usuli güvence ve adil yargılanma ilkelerine de aykırılık teşkil etmektedir. Yetki kurallarının amacı, yargılamanın sağlıklı, hızlı ve hakkaniyete uygun biçimde yürütülmesini sağlamak olup, bu kurallara aykırı olarak açılan davaların usulden reddi gerekmektedir. Nitekim, yetkisiz mahkemede açılan bir davada yargılamaya devam edilmesi, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilecektir. Bu nedenle, yasal süresi içerisinde yetki itirazında bulunma zorunluluğu doğmuş olup, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak hukuki nedenler doğrultusunda, davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine ve dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi talebiyle işbu yetki itirazı dilekçesinin sunulması gereği hasıl olmuştur.

     

    Yetki İtirazı Dilekçesi Örneği

     

    … CEZA MAHKEMESİ’NE

    DOSYA NO                      : …/ … E.

    SANIK:

    SAVUNMA:

    SUÇ                                   :Rüşvet (TCK m.252)

    KONU                               : Yetki İtirazımızdan İbarettir.

     

    AÇIKLAMALAR               

     

    1-) Müvekkilimiz hakkında; 01/01/2021 tarihinde Alanya Cumhuriyet Savcılığı’nın 2021/000000 Hazırlık nolu dosyasının kabulü ile mahkemenizde rüşvet  suçundan kamu davası açılmıştır.

    2-)Müvekkilin Bursa’da yaşamasından dolayı, soruşturma ve olası kovuşturma aşamalarında makamınızın taleplerini yerine getirme konusunda sıkıntı yaşayacağı aşikardır. Bu sebeple yetki itirazı hususu gündeme gelmiştir

    3-) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Yetkili Mahkeme” başlıklı 12. maddesinde;

    “(1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir

    (2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.

    (3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.

    (4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.

    (5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.”

    3-) Açıkladığımız mevzuat hükümleri gereği, müvekkilimizin hakkında sorgu aşamasına geçilmeden önce yetkisizlik itirazımızın incelenmesini talep ediyoruz.

     

    HUKUKİ NEDENLER  : 5271 S. K. m. 12, 18 ve ilgili mevzuat

    SONUÇ VE İSTEM        : Yukarıda açıkladığımız nedenlerden dolayı, yetki itirazımızın kabulü ile, mahkemenizin yetkisizliğine karar verilmesini, müvekkilimiz adına bilvekale saygıyla talep ederiz. …/ …/ …

     

    Sanık Müdafii

        Av.

     

  • Aynen İfa Talepli Dava Dilekçesi

    Aynen İfa Talepli Dava Dilekçesi

    Taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davalıya yüklenen edimin, süresi içerisinde ve gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle, aynen ifa talebiyle işbu davanın açılması zorunluluğu doğmuştur. Sözleşmeden kaynaklanan borç ilişkilerinde, asıl olan borcun aynen ifası olup, borçlunun edimi hiç ya da gereği gibi yerine getirmemesi halinde alacaklının aynen ifayı talep etme hakkı bulunmaktadır. Somut olayda, davalı taraf, açık ve belirli nitelikteki sözleşmesel yükümlülüklerini haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmemiş; bu durum davacı bakımından ciddi mağduriyet ve telafisi güç zararlar doğurmuştur. Davalıya yapılan ihtar ve bildirimlere rağmen borcun ifasından kaçınılması, uyuşmazlığın yargı yoluyla çözümünü zorunlu kılmıştır. Hukuki güvenlik ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri gereği, tarafların üstlendikleri edimleri dürüstlük kuralına uygun şekilde yerine getirmeleri esastır. Aksi yöndeki davranışlar, hem hukuki istikrarı zedelemekte hem de alacaklının menfaatlerini ciddi biçimde ihlal etmektedir. Mevcut durumda, edimin ifasının fiilen ve hukuken mümkün olması karşısında, tazminat yoluna gidilmesi yerine aynen ifa talebinde bulunulması en uygun ve hakkaniyete uygun çözüm yoludur. Bu nedenle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak nedenlerle, sözleşme kapsamında üstlenilen edimin aynen ifasına karar verilmesi talebiyle işbu dava dilekçesinin sunulması gereği hasıl olmuştur.

     

    Aynen İfa Talepli Dava Dilekçesi Örneği

     

    DAVACI                           :

     

    ADRES                             :

     

    VEKİLİ                            :

     

    ADRES                             :

     

    DAVALI                           :

     

    ADRESİ                            :

     

    KONU                               : Aynen İfa (Olmadığı Takdirde Bedel İadesi) İstemimizden İbarettir.

     

                                                                                  AÇIKLAMALAR               

     

    1-) Müvekkilimiz, parke yer döşemesi yaptırmak amacıyla, davalıdan … TL. bedel karşılığında … m² parke satın almıştır.

     

    2-) Müvekkilimiz ile davalı arasında …/ …/ … tarihinde imzalanan satış sözleşmesinin … maddesinde, sözleşmeye konu olan parke bedelinin …/ …/ … tarihinde davalının … Bankası … Şubesi’nde yer alan … numaralı hesaba müvekkilimiz tarafından havale edileceği, … maddesinde de sözleşmeye konu parkelerin, …/ …/ … tarihinde davalı tarafından müvekkilimizin … … adresindeki evine teslim edileceği kararlaştırılmıştır. (EK-1)

     

    3-) Müvekkilimiz, sözleşmenin kendisine yüklediği edimi yerine getirmiştir. Bu konudaki banka dekontu ektedir. (EK-2) Ancak, davalı gerek sözleşmede yer alan tarihte gerekse de müvekkilimizin kendisine …/ …/ … tarihinde göndermiş olduğu … Noterliği’nin … yevmiye nolu ihtarnamesinde belirtilen …/ …/ … tarihinde, üzerine düşen yükümlüğü yerine getirmemiştir. (EK-3)

     

    4-) Müvekkilimiz, evinde yaptırmakta olduğu tadilat sırasında kullanacağı parkeleri zamanında teslim alamaması nedeniyle zor durumda kalmıştır. Bu sebeple, parkelerin aynen teslimi, aynen ifanın mümkün olmaması halinde ise ödenen parke bedeli olan … TL.’nin davalıdan alınarak müvekkilimize ödenmesi için mahkemenize başvurulması zorunluluğu hasıl olmuştur.

     

    HUKUKİ NEDENLER  : 6098 S. K. m. 123, 124, 125, 126.

     

    HUKUKİ DELİLLER    :

     

    1-) …/ …/ … tarihli satış sözleşmesi,

    2-) Banka Dekontları

    3-) … Noterliği’nin …/ …/ … tarih ve … yevmiye nolu ihtarnamesi.

    4-) Bilirkişi İncelemesi

     

                                                                           SONUÇ VE İSTEM           

     Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, müvekkilimiz tarafından …/ …/ … tarihli satış sözleşmesi ile satın alınan parkelerin aynen teslimine, aynen ifanın mümkün olmaması halinde ise ödenen parke bedeli olan … TL.’nin davalıdan alınarak müvekkilimize ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini, müvekkilimiz adına saygıyla talep ederiz. …/ …/ …

     

    EKLER                             :

     

    1-) …/ …/ … tarihli satış sözleşmesi,

    2-) Banka Dekontları

    3-) … Noterliği’nin …/ …/ … tarih ve … yevmiye nolu ihtarnamesi.

    4-) Bir Adet Onaylı Vekaletname Örneği.

     

                                                                                                                                              Davacı Vekili

                                                                                                                                              Av.

     

  • Birleştirme Kararına İtiraz Dilekçesi

    Birleştirme Kararına İtiraz Dilekçesi

    Tarafıma tebliğ edilen, birden fazla dava dosyasının birleştirilmesine ilişkin mahkeme kararına karşı, yasal süresi içerisinde itiraz etme zorunluluğu doğmuştur. Söz konusu birleştirme kararı, dosyalar arasındaki hukuki ve fiili bağlantının yeterince ortaya konulmaması, davaların tarafları, konusu ve delil yapısı bakımından aralarında zorunlu bir irtibat bulunmaması nedeniyle usul ve yasaya aykırıdır. Birleştirme müessesesi, yargılamada usul ekonomisinin sağlanması ve çelişkili kararların önlenmesi amacına hizmet etmekte olup, bu amacın gerçekleşebilmesi için davalar arasında açık, somut ve güçlü bir bağlantının bulunması şarttır. Mevcut durumda ise, dosyaların birlikte görülmesi, yargılamayı hızlandırmak yerine süreci uzatacak, savunma hakkının etkin kullanımını zorlaştıracak ve taraflar bakımından telafisi güç hak kayıplarına yol açabilecektir. Ayrıca, delillerin değerlendirilmesi ve hukuki nitelendirme süreçlerinin farklılık arz etmesi, dosyaların ayrı ayrı ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma ilkeleri gereğince, tarafların iddia ve savunmalarını sağlıklı biçimde ortaya koyabilmeleri için yargılamanın açık, anlaşılır ve yönetilebilir bir çerçevede yürütülmesi gerekir. Bu nedenlerle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak gerekçeler doğrultusunda, birleştirme kararına itiraz edilerek, dosyaların ayrılmasına karar verilmesi talebiyle işbu itiraz dilekçesinin sunulması zarureti hasıl olmuştur.

     

    Birleştirme Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği

     

    … SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE;

     

    İTİRAZ EDEN                            :

     ADRES                                         :

    VEKİLİ                                        :

    ADRES                                         :

    KONU                                           : … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın …/…/… tarihinde                                                                                                                         tebliğ edilen …/…/… tarih ve …/… sayılı birleştirme kararına karşı itirazımızdır.

     

    AÇIKLAMALAR   

     

    1-) … Cumhuriyet Başsavcılığı …/… Hz. ve …/… Hz. sayılı dosyaları üzerinde yaptığı inceleme sonucu hazırlık evrakları arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle dosyaların birleştirmesine, …/… Hz. sayılı evrakın kaydının kapatılarak, işlemlerin …/…Hz. sayılı evrak üzerinden yürütülmesine karar vermiş ve …/…/… tarih ve …/… sayılı birleştirme kararı …/…/… tarihinde tebliğ edilmekle beraber yerinde değildir.

    2-)  Zira dosyalar arasında birleştirme kararı verilebilmesi için dosyalarda en azından şüpheli konumunda olanlardan birisi bakımından ortaklığın olması, yani birleştirilmesi düşünülen dosyaların her birisinde en az bir kişinin “şüpheli” olarak yer alması gerekmekte ise de; birleştirmeye konu olan dosyalardan …/… Hz. nolu dosyada müvekkilimiz şüpheli olmakla birlikte diğer dosya açısından bir sıfatı bulunmayıp ilgili dosyayla ilgili sadece tanıklığına başvurulmuş olup bu husus gözden kaçırılmıştır. Mahkemenizce dosyalar üzerinde yapılacak inceleme ile de durum fark edilecektir.

    3-) Açıkladığımız nedenlerle … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın …/…/… gün ve …/… sayılı birleştirme kararının kaldırılmasına karar verilerek, bu hususun yerine getirilmesi için dosyanın ilgili Başsavcılığa geri gönderilmesini isteme zorunluluğu doğmuştur.

     

    HUKUKİ NEDENLER  : 5271 S. K. m. 8-11 ve ilgili mevzuat.

     

    SONUÇ VE İSTEM                       

    Yukarıda açıkladığımız nedenlerle … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın …/…/… gün ve …/… sayılı birleştirme kararının kaldırılmasına karar verilerek, bu hususun yerine getirilmesi için dosyanın ilgili Başsavcılığa geri gönderilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.  …/…/…

     

                                                                                                         İtiraz Eden Vekili

     

  • Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık Savunma Dilekçesi

    Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık Savunma Dilekçesi

    Tarafıma isnat edilen, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçuna ilişkin iddialara karşı, savunma hakkımın etkin biçimde kullanılabilmesi amacıyla işbu savunma dilekçesinin sunulması zorunluluğu doğmuştur. İddianamede ileri sürülen vakıalar; olayın oluş şekli, maddi delillerin değerlendirilmesi ve hukuki nitelendirme yönlerinden eksik, çelişkili ve soyut beyanlara dayanmaktadır. Suçun unsurlarının oluşabilmesi için, failin kastı, hukuka aykırı fiili ve elde edilen menfaat arasında açık bir illiyet bağının bulunması gerekir. Ancak somut olayda, tarafıma atfedilen eylemlerin bu unsurları taşıdığına dair yeterli, kesin ve inandırıcı delil mevcut değildir. Dijital verilerin elde edilme yöntemi, muhafaza ve inceleme süreçleri usule uygun yürütülmemiş; bu durum, delillerin güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemiştir. Ayrıca, savunma hakkını kısıtlayacak şekilde dosya kapsamındaki bazı bilgi ve belgelere zamanında erişim sağlanamamıştır. Ceza yargılamasının temel ilkeleri olan masumiyet karinesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve adil yargılanma hakkı gereğince, isnat edilen fiilin her türlü şüpheden uzak biçimde ispat edilmesi zorunludur. Bu çerçevede, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak nedenlerle, hakkımdaki suçlamaların hukuka ve delil durumuna uygun şekilde değerlendirilmesi talebiyle işbu savunma dilekçesinin sunulması gerekmiştir.

     

    Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık Savunma Dilekçesi Örneği

     

    …. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

                                                                                               …………..

    DOSYA NO           

    DURUŞMA GÜNÜ

     

    SANIK                    

    VEKİLİ                    :

    SUÇ                            Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık

    KONU                         Esas hakkındaki savunmalarımızdır.

     

             İddia- Müvekkilim ……….. hakkında ……… Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında; müvekkilimin Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık suçundan dolayı 5237 sayılı TCK’nun 142/2-e, 53, maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.

    Sanık …………. Savunmalarında Özetle; Kendisinin bilgisayarı zor bela kullanmasını bildiğini, diğer sanık …………’ı tanımadığını, kendisinin yanında da bu isimli bir bayanın çalışmadığını, üzerine atılı suçu kabul etmediğini böyle bir olaya karışmasının söz konusu olmadığını, kendisinin internet kullanmasını çok az bildiğini, üzerine atılı suçu işleyebilecek kadar bilgisayar bilgisinin bulunmadığını belirtmiştir.

    Dosya içinde bulunan müvekkilimin aksi kanıtlanmayan savunması ve maddi deliller bağlamında, müvekkilim ……….yönünden delillerin değerlendirilmesi;

    Mahkemenizce bilindiği üzere; Ceza Muhakemesi Kanununun ve Delil Hukuku açısından hazırlık soruşturmasında toplanan deliller hazır delil sayılmayıp, kuşkunun giderilmesi gerekir.

    Bu itibarla;  Delil, meydana gelen bir suçun aydınlatılmasına ve suç sanıklarının tespit edilmesine yarayan her türlü ispat vasıtasıdır. Hazırlık soruşturmasında yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen ve dosyada yer alan bilgiler birer “hazır” delil olmayıp, duruşma açısından şüphe sebebidir. Delil, asıl olarak son soruşturmada mahkeme açısından geçerli bir terimdir.” (Organize Suçlarla Mücadelede Gizli ve Örtülü Yaklaşımlar, Aytekin Geleri/ Hakan İleri, Sh: 223, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2003)

     

    Yine mahkemenizce bilineceği üzere;  kanuni değil vicdani/serbest ispat sistemi geçerli olduğundan ve maddi gerçek araştırıldığında, sanık ikrar dahi etse, ikrar dahil, tüm delillerin CMK’da delillerin irad ve ikame edilmesi usulünü gösteren hükümler çerçevesinde ortaya konulup tartışılmaları ve tam bir vicdani kanaat için görgü tanıklarının duruşmada dinlenilmeleri ve tüm delillerin bu suretle mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir (Ceza Muhakemesi Hukukunun olmazsa olmaz bu kuralını  Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.02.1973 tarih, E. 1972/948, K. 1973/581 sayılı içtihadı da aynı şekilde desteklemektedir.)

    Bu itibarla; her delilin temsil ettiği olgu açısından tek tek ele alınarak ispat gücü testine tabi tutulması değil, diğer delil ve temsil ettikleri olgularla birlikte değerlendirilerek, delillerden ispat açısından bir kül halinde vicdani kanıya ulaşılması yani delillerin tümünden bir sonuç çıkartılması gerekir. Yargıtay’ın bir çok içtihadında buna ilişkin olarak “delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi halinde” sonuca gidilmesi şeklindeki yerleşmiş içtihatları bu doğrultudadır.

    Yineleyecek olursak; Evrensel Ceza Muhakemesi Hukukunun ve Yeni Ceza Muhakemesi Kanunumuzun kabul ettiği ana ilke, kişinin işlediği fiilinin, yapılan yargılama süreci sonunda veya yargılama sürerken fiili işlediğinin veya işlemediğinin sabit olduğu sonucuna, kuşkuya yer vermeyecek suretle varılmaması durumunda, mahkûmiyet kararı verilmemesi gerekir.

    Bunun yanında; Yargıtay’a göre “ceza yargılamasının amacı hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu araştırmada, yani gerçeğe ulaşmada mantık yolunun izlenmesi gerekir. Gerçek; akla uygun ve realist, olayın bütünü veya bir parçasını temsil eden kanıtlardan veya kanıtların bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya çıkarılmalıdır. Yoksa bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılması, ceza yargılamasının amacına kesinlikle aykırıdır.  Ceza Yargılamasında kuşkunun bulunduğu yerde mahkûmiyet kararından söz edilemez.  Bu ilke evrenseldir.” (Grabenwarter. Christoph, & 24. Yargılama Güvenceleri Adil Yargılama Hakkı (İHAS md. 6)) Çev. Osman Can) Karşılaştırmalı Güncel Ceza Hukuku Serisi- Adil Yargılanma ve Ceza Hukuku, Ankara 2004 sh. 242 den naklen)

     

    Yüksek Yargıtayımızda bir çok kararında yukarıdaki düşüncelere vurgu yapmış ve “Sanığın suçlu olup olmadığı kuşkulu kalmış ve mahkûmiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı durumlarda hükümlülük kararı verilemeyeceğini” belirtmiştir. (1. CD. 27.3.2003 tarih E. 2003/207, K. 2003/423)

    Bu açıklamalardan yola çıkarak netice olarak; olayı ispatlayacak delilin bulunmadığı kabul edilmeli ve iddianın kuşkulu olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda mahkûmiyet kararı  verilemez, beraat kararı verilmelidir. (2.CD. 15.9.2003 tarih E.2001/37508, K.2003/9299)

    Bu açıklamalarımızın ışığı altında;

    Müvekkil ………..  hakkında uygulanması istenen TCK kapsamında açılan sevk maddesi yanında, müvekkilime celse arasında verilen ek savunma bağlamında; müvekkilimin suçunun sabit olması halinde hakkında uygulanması istenen TCK’nun 244/1-4 maddesi uyarıncaSistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme” başlığı altında düzenlenmiş olan fiile ilişkin hukuki değerlendirmelerimiz çerçevesinde; aşağıdaki görüş ve düşüncelerimizi Mahkemenize arz ediyoruz.

    Mahkemenizce bilindiği üzere;

    Maddenin 1. fıkrasının unsurlarının oluşması için; öncelikle, sistemin işleyişinin engellenmesi, işleyişin bozulması unsurlarının bulunması gerekir. Her iki hareketinde fiili işleyen failin her iki kasıtla da işlenebileceği düşünülecek olursa söz konusu hareketleri yapan failin doğrudan kastı belirlenemese bile, fiziki saldırı sonucunda sistemin çalışmasının aksayacağı, bozulacağını öngörmesi kaçınılmaz gibidir. Bu itibarla; faili doğrudan kastla sorumlu görmek, aksama veya bozma kaçınılmaz, mutlak görünmezse olası kastla sorumlu tutmak gerekecektir. (İsmail Malkoç Açıklamalı Yeni TCK Özel Hükümler, Sh.1580-1581, 2. cilt. 2006)

     

    Aynı şekilde;

    Maddenin 4. fıkrasına gelince; fıkrada geçen “başka suç oluşturmaması halinde ibaresiyle sınırlanmış olduğunu görmekteyiz. “Doğaldır ki, sayılan suçlar doğrudan gerçek ve irade sahibi insanlara karşı işlenebilecek dolandırıcılık suçları, ya da taşınabilir malı konu alan hırsızlık suçlarının sistemle ilgili hareketlerle oluşmayacağı bilinmektedir. Ancak sistemlerin verilerinin ve hizmetlerinin saptırılarak mallara ve çıkarlara ulaşılması şeklinde gerçekleşme mümkündür. Haksız çıkar sağlama, önceki fıkralarda yer alan hareketlerle failin şahsına veya bir başkasına sağlanan maddi, manevi çıkarlar anlamındadır.” (İsmail Malkoç Açıklamalı Yeni TCK Özel Hükümler, Sh.1585, 2. cilt. 2006)

    • Müvekkilimin işlediği iddia edilen ve ek savunma bağlamında; ek savunması alınan iddia edilen fiiline gelince; Müvekkilimin aksi kanıtlanmayan savunmalarında da ifade ettiği gibi, internet kullanımının sıradanlığı bir yana, internet yoluyla başkalarının internet sitesine (e-mail adresine, internet ağına, numarasına) girmek suretiyle, başka bir üçüncü şahsın hesabına para aktarılması olayı bir teknik birikimi ve kullanım tecrübesini gerektirmektedir. Müvekkilim kesinlikle bu teknik donanıma sahip kişi değildir. Maddenin birinci fıkrasında da izah edildiği üzere biran için iddia edilen suçunun yasada tanımlanan açılımına göre öncelikle doğrudan kasıtla işlenmesi gerekir, bunun saptanamaması halinde, kişinin olası kasıtla sorumlu tutulacağı öngörülmüş ise de, müvekkilimin söz konusu fiili doğrudan kasıtla işlediğinin düşünülmemesi bir yana, olası kasıtla da işlemesi olanaklı değildir. Her şeyden önce kendisi bu donanıma sahip bir kişi değildir.

     

    • Dördüncü fıkradaki yine fıkranın açılımına göre; “önceki fıkralarda yer alan hareketlerle, failin şahsına veya bir başkasına sağlanan maddi, manevi çıkar” söz konusu olması gerekir. Müvekkil Karadeniz Ereğli’de yaşayan ………’nın ………. Bankası neznindeki hesabına girerek üç kez diğer şüpheli …….’ın hesabına para aktardığı iddiasının her şeyden önce kabul edilebilmesi için;  önce müvekkilin müşteki veya diğer şüpheliyi tanıması ve diğer şüpheli ile arasında bir çıkar ortaklığının bulunması gerekir. Söz konusu eylemde müvekkil kendisine dönük olarak  şahsi veya manevi bir çıkar sağlamamıştır. Bunun yanında diğer şüpheli sanık  ………’ı da tanımamaktadır. …………’a çıkar sağlama yolunda hiçbir menfaati bulunmadığı gibi uzaktan yakından bir yakınlığı da bulunmamaktadır. Bu nedenle kendisine başkasının hesabını kullanmak suretiyle çıkar sağladığı iddiası bu açıklamamız çerçevesinde hayatın olağan akışına aykırı olduğu kendiliğinden anlaşılmaktadır.

     

    Kaldı ki; diğer şüpheli sanık ……….. müvekkilimin kendisi ile kişisel anlamda ilişkilendirilebilecek nitelikte hiçbir bağlantısının olmadığı bir yana, ……….’ın hazırlık ve Mahkeme ifadelerinin de birbirini yalanladığı açıkça anlaşılmaktadır.

    • Mahkemenizce çok iyi bilindiği üzere; ayrıca gerek televizyon kanallarında gerekse medya haberlerinde kişiye ait bilgisayarın başkaları tarafından (uzaktan erişim yöntemiyle) kişinin bilgisayarına hakimiyet kurmak suretiyle mevcut kayıtlarını elde ederek uzaktan işlem yapıldığı konusunda yaşanılan çeşitli olaylar devamlı olarak gündemden düşmemektedir.
    • Bunun yanında da; bir güven kurumu olarak bankalarında bu tür eylemlerin önüne geçilmesi yolunda objektif sorumluluk esaslarına göre sorumluluğunun olduğu bu itibarla da son dönem yayınlanan Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, Yargıtayımız değişik içtihatları ile de bu hususlara vurgu yaptığı görülmektedir. Bu açıklamamız çerçevesinde aşağıda yayınlanmış içtihadı da Mahkemenizin takdir ve değerlendirmesine sunuyoruz.

     

    Bir güven kurumu olarak faaliyet gösteren bankalar objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Bu nedenle, banka müşterisinin hesabında bulunan paranın, müşterinin haberi olmadan bilgisayar korsanlığı yoluyla başka bir hesaba aktarılmasının önlenmesi konusunda ek güvenlik tedbirleri almayan bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu dikkate alınarak; müşterinin zararını ödemek zorunda olduğu sonucuna varılmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bankanın hafif kusurundan dolayı sorumlu olduğu bu olayda müşterinin müterafik kusurundan söz edilemez” (11. Hukuk Dairesinin 22.06.2006 tarih ve 2005/4748 esas 2006/7341 karar)

    Müvekkilimin fiili ile örtüşen Yargıtayın olayımıza emsal teşkil eden 11. Hukuk Dairesinin 2005/4748 esas 2006/7341 karar nolu ve 22.06.2006 tarihli içtihadını da takdir ve değerlendirmelerinize arz ediyoruz.

     

    • Başkaları tarafından kişinin bilgisayar kayıtlarına girmek suretiyle, “uzaktan erişim yöntemiyle” işlem yapılacağı hususuna ilişkin gerek internet üzerinden gerekse basın medya üzerinden alınmış, bu tür fiillerin başkaları tarafından kullanıldığına ilişkin ortaya çıkan hak mağduriyetlerinin günümüz hayatında yaşandığı konusunda “Trojan Horses (Truva Atları) Nedir?”, Truva Atına Basit Bir Örnek”, “Güvenli İnternet Kullanımı”, “ Banka hesaplarına göz diken virüs”, “Dolandırıcılık Taktikleri”, “ Sanal Casusluk Endüstrisi Büyüyor”, “ İnternet dolandırıcılığı çağ atladı”, “ İnteraktif Dolandırıcılık” başlığı altındaki belgeleri de yukarıda açıklamalarımızı destekler nitelikte bulduğumuzdan Mahkemenizin de ayrıca takdirine sunuyoruz.

     

    • Maddi kanıtların ve delillerin toplanması bağlamında CMK’nun tanıdığı yasal çerçevede; müvekkilimizin vekili olarak söz konusu edilen fiilin internet aracılığıyla başkaları tarafından (uzaktan erişim yöntemiyle) kayıtlara girilmek suretiyle iddia edilen fiilin işlenip işlenemeyeceği yolunda, bu konuda en yetkin konumda bulunan TMMOB. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odasına 24.09.2009 tarihinde yapmış olduğumuz müracaatla kendi alanında yetkin Elektrik, Elektronik Yüksek Mühendis Yrd. Doç. Dr. ………..’a yaptırılan inceleme ile ilgili olarak bilirkişinin 28.10.2009 tarihli yazısında yapmış olduğu incelemenin 6.sayfasının sonuç kısmında da ifade ettiği üzere; “ilgili olayın organize bir yapıda suç olduğu, eldeki kesin bilgiler davalı …………’in internet hesabına bağlı hattan yapıldığını gösterse de davalıların arasında bu işi yapacak bir ilişki kanıtlanmadığı durumda, olayın daha bilinçli kişilerce organize olarak yapıldığı yolunda bir kanaatimiz oluşmuştur” şeklindeki görüş ve düşüncesini de Mahkemenizce değerlendirileceği düşüncesindeyiz.

     

    Aşağıda yine Mahkemenizin takdirine sunduğumuz Yargıtay ilgili ceza dairesinin içtihadı da bilirkişinin yukarıda açıklanan yorum ve düşüncelerini de tam ve eksiksiz bir şekilde desteklediği görülmektedir.

    Yakınana ait internet hattına 18.06.2000- 05.12.2000 tarihleri arasında dışarıdan başkaları tarafından toplam 329 defa bağlantı yapılarak girilip görüşme yapıldığı, bunlardan sadece 48 adedinin sanıkların babası ………… adına kayıtlı ev telefonundan 18.06.2000- 30.09.2000 tarihleri arasında gerçekleştirildiği, sanıklardan………. 29.07.2000- 16.12.2000 tarihleri arasında yurt dışında olduğu, sanık …………’nin de Aralık 1999- Nisan 2001 tarihleri arasında askerde olduğu 3 veya  haftada bir hafta sonları babasının evine geldiği, her iki sanığın evde olmadıkları günlerde de babaları üzerine kayıtlı telefon ile yakınanın internet hattına bağlantı yapıldığının anlaşılması ve bilirkişi ……….. tarafından düzenlenen 12.03.2003 tarihli raporda da “bağlanılan telefonun başka bir numara olarak gösterilmesinin mümkün olduğunun” belirtilmesi karşısında; sanıkların yüklenen suçu işlediklerine ilişkin her türlü kuşkudan uzak, hukuken elverişli, yeterli, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı” (6. CD. 16.03.2006 tarih ve 5464 E- 2574 K.)

    • Şüphesiz Mahkemelerce kanaat oluşturması bağlamında, kişinin ahlaki redaetinin de söz konusu fiili işleyip işlemediği, vicdani kanaati destekleyip desteklemediği bağlamında, geçmişi, kişiliği, sosyal hayatının da önemli bir etken oluşturacağını düşünmekteyiz.

     

    Bu bağlamda, dilekçemiz ekinde sunduğumuz üzere, müvekkilim; çevresinde sevilen, sayılan vergi mükellefiyet kaydı bulunan, ayrıca maddi ve içtimai hayatı açısından ekte sunulan tapu kayıtlarından görüleceği üzere; çok sayıda gayri menkulünün bulunduğu, bu itibarla, maddi hayatı içerisinde hiçbir değeri olmayan iddia edilen miktara, yaşı, yaşam tecrübesi, sosyal ve içtimai hayat içindeki kişiliği göz önüne alındığında tenezzül ve itibar etmesi düşünülemeyeceği gibi, hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu düşünmekteyiz.

    Mevcut kanıtların “şüphenin sanık lehine yorumlanması”  evrensel ceza hukuku kuralından yola çıkarak “şüphe” nin varlığının da Mahkemenizce değerlendirileceği inanç ve düşüncesindeyiz.

    Ceza adaletinin amacı bilindiği üzere maddi gerçekliğin araştırılmasıdır. Bu itibarla; müvekkilimizin yapılan yargılama süreci boyunca elde edilen maddi kanıtlar, müvekkilimin olayın başından bu yana birbiri ile çelişmeyen ve aksi kanıtlanmayan savunmaları göz önüne alındığında; müvekkilim hakkında bir vicdan kanısı oluşturacak nitelikte maddi, kesin, tutarlı, birbiri ile çelişmeyen bir kanıt bulunmadığından beraat etmesi gerektiğini düşünüyoruz.

    Sayın Mahkemenizce çok iyi bilindiği üzere, Bir an için bir şüphenin varlığından bahis edilse dahi; maddi kanıtlardan yola çıkarak faile ulaşıldığında tüm delillerin vicdan kanısı oluşturacak nitelikte, kesin ve inandırıcı olması gerekir. Bunun yanında, failin kastının hiçbir şüpheye yer verilmeyecek derecede saptanamaması durumunda, ‘şüpheden sanık yararlanır’ evrensel kuralını uygulamak gerekir.

    Şüphe konusunda yinelemek gerekirse şu hususa vurgu yapmak gerekir;

    Ceza Muhakemesi Hukukunun temel prensiplerinden birisi de şüpheden sanığın yararlanacağı ilkesidir. Her hukuk devletinde kabul edilen ve masumluk karinesi ile sıkı bir ilgisi olan bu ilkeye göre, yapılan ceza muhakemesi sonunda fiilin sanık tarafından işlendiği % 100 belliliğe ulaşmadığı takdirde beraat kararı  verilecektir. “ Bir ülkede tek bir masum kişi cezalandırılmış ise, o ülkede herkes suçludur” sözü ünlü Ceza Hukukçusu Faruk Erem’indir.  Bu sözün temelinde yatan ilkede “masumluk karinesi dir.

    Böyle bir ilkenin kabul edilmesinin sebebi, bir suçlunun cezasız kalmasının, bir masumun mahkum olmasına tercih edilmesidir; başka bir ifade ile masumluk karinesidir.

    Sonuç olarak; müvekkilimin olayın başından bu yana birbiri ile çelişmeyen ve aksi kanıtlanmayan savunmaları göz önüne alındığında, müvekkilim hakkında bir vicdan kanısı oluşturacak nitelikte maddi, kesin, tutarlı, birbiri ile çelişmeyen bir kanıt bulunmadığından beraat etmesi gerektiğini düşünüyoruz.

    Bunun yanında; Mahkemeniz aksi kanaatte ise; müvekkilimin dosyaya sunulan geçmiş hali ve mevcut sicil kayıtlarının, talep edeceğimiz hususa olanak tanıyacağı düşüncesi ile CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesine ilişkin yasal düzenlemenin de müvekkilim lehine değerlendirilmesini dilemekteyiz.

    Bu bağlamda;

    Mahkemenizce bilindiği üzere, 23.01.2008 tarihinde kabul edilen 5728 sayılı kanun (RGT., 08.02.2008- 26781) hükümleri gereği “bu tür suçlardan yargılananlar için 2 yılı aşkın bir ceza talep edilmediği takdirde hükmün açıklanmasının ertelenmesi” kabul edildiğinden ve aynı kanunun geçici 1. maddesi 2. fıkrasında; “Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren Mahkemece 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı hakkında kanunun 98 ilâ 101. maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden inceleme suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir” açık hükmü karşısında; müvekkilim hakkındaki verilen cezanın “hükmün açıklanmasının ertelenmesi” kararı  verilmesini dilemekteyiz.

    Ayrıca; Yine Mahkemenizce bilindiği üzere;

    Modern Ceza Hukuku ve hümanist açıdan düşünüldüğünde; yeni Türk Ceza Yasası, içinde yaşadığımız toplumun korunması yanında, suçlunun da ıslahına yönelen yaptırımların varlığının kabulüne yönelmiş, alışılmış şekliyle klasik ve geleneksel olarak, giderek Dünya insanlığının  kabul ettiği “ceza kavramı” yanında, “suçlunun kişiliğine uygun önlemlerin uygulanması” görüşüne de, yeni yasada yer vermiştir.

     

    Bu bağlamda da Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2006 yılına ait 2005/1589- 609 sayılı içtihadı yol göstericidir. “…Türk Ceza Yasasının lehe hükümlerinin uygulanması bağlamında, ‘ lehe olan yasanın ‘ kişinin özgürlüğünün daha az  kısıtlanması gerektiren yasa olduğundan kuşku yoktur. Yargıç somut olaya ceza hukukunun genel ilkelerini uygulayarak ve yasalarda öngörülen cezalara bakarak lehteki yasayı belirlerken, yalnız cezaları dikkate almasının yeterli olmadığı durumlarda yardımcı ölçülere başvurarak, örneğin, suçun unsurlarına, erteleme koşullarına, içtima ve tekerrür hükümlerini dikkate alması gerekebilir.”

     

    Bu itibarla, müvekkilimin özgeçmişi, sicil dosyası, aksi kanıtlanmayan savunması, duruşmalara karşı gösterdiği saygılı özen ve tutumu gözetilerek; müvekkilim hakkında verilecek cezanın,  insani ceza hukuku açısından bireyselleştirilmesi, yeni ceza hukukunun da beklentisidir. Yasanın genel gerekçe kısmında da ifade edildiği üzere  “…Güvenlik tedbirlerine ilişkin olarak 6 madde yer almakta ve hakimin bu tedbirlere ne gibi hallerde hükmedeceği ve cezaların güvenlik tedbirlerine çevrileceği gösterilmektedir. Ayrıca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar yerine, hükmedilecek tedbirler arasına ‘kamuya yararlı bir işte çalıştırma’ da eklenmiş, bu suretle cezaların bireyselleştirilmesi hususundaki olanaklar çoğaltılmıştır.” demek suretiyle, erteleme konularında yepyeni bir düzenleme ve farklı hükümler getirdiği de açıktır. Bu düşüncenin ışığı altında, müvekkil hakkındaki yaptırımın bireyselleştirilmesi gerektiği inancındayız.

     

    Bu itibarla; “Cezaların kişiselleştirilmesi” (bireyselleştirilmesi) kurumu olan erteleme de, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların sakıncalarının giderilmesi amaçlanmış, suç yerine suçlu ilk plana alınarak, cezaların fiile değil, onu işlemiş olan faile uydurulması ön görülmüştür. Kaldı ki;  Suçu alışkanlık (ihtiyat) haline getirmiş olanlar ile tesadüfü olarak suç işleyenleri ayırmak gerekir. (Ali Parlar / Muzaffer Hatipoğlu, Gerekçeli, Açıklamalı, İçtihatlı 5237 sayılı TCK Kanununa göre Suçlarda Teşebbüs – İştirak, İçtima ve Yaptırımlar, sayfa 359, Kazancı Yayınları – İstanbul 2005)

     

    SONUÇ VE İSTEM;

     

    Açıklanan gerekçelerle, müvekkilim …………’in üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından BERAATİNE karar verilmesini, şayet mahkemenizin aksi kanaatte ise, müvekkilimin duruşmalardaki saygılı tutum ve davranışları göz önüne alınarak hakkında TCK’nun 62. maddesi ile takdiri ve yasal tüm indirim hükümlerinin uygulanması ile hakkında mahkemenizin takdir ve değerlendirilmesi çerçevesinde TCK’nun 51 veya koşullarının bulunduğu düşüncesiyle CMK’nun 231. maddesi gereğince verilecek cezanın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini arz ederim.

     

    Sanık Vekili

     

  • Azilname Dilekçesi

    Azilname Dilekçesi

    Vekâlet ilişkisi, taraflar arasında karşılıklı güvene dayanan ve temsil yetkisi doğuran bir hukuki bağdır. Ancak bu güven ilişkisinin zedelenmesi, taraflardan birinin iradesini değiştirmesi ya da hukuki menfaatlerin gerektirmesi hâlinde, vekâlet verenin her zaman vekilini azletme hakkı bulunmaktadır. Azilname dilekçesi, bu iradenin açık, kesin ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmasını sağlayan resmi bir belgedir. Özellikle yargısal süreçlerin devam ettiği durumlarda, azil işleminin usulüne uygun gerçekleştirilmesi, doğabilecek hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşır. Azlin hangi tarihte ve hangi kapsamda gerçekleştiğinin açıkça belirtilmesi, yürütülen işlemlerin durumu ve varsa yeni vekil atamasına ilişkin hususların netleştirilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde, vekilin işlem yapmaya devam etmesi veya sürelere ilişkin telafisi güç sonuçların doğması söz konusu olabilir. Bu nedenle azilname dilekçesinin hukuki çerçevede, açık ve anlaşılır bir dille hazırlanması zorunludur. Aşağıda yer alan açıklamalar ve örnek metin, azil iradesinin doğru şekilde ortaya konulmasına ve sürecin hukuka uygun biçimde yürütülmesine rehberlik etmek amacıyla sunulmuştur.

     

    Azilname Dilekçesi Örneği

     

    …….. NOTERLİĞİ’NE;

    AZİLNAME

    AZİL EDENİN ADI SOYADI       :                                                                        

    TC No:

    ADRESİ                                                 :

    AZİL EDİLEN                                      :

    AZİL EDİLENİN ADRESİ               :

    ……..Noterliği’nin …… yevmiye no’lu vekaletnamesiyle sizi vekil tayin etmiştik. Şimdi ise gördüğümüz lüzum üzerine sizi bu günden itibaren vekaletten ve vekaletname ile tarafınıza verilmiş olan tüm yetkilerden azlettik. Bundan sonra bu vekaletnameye dayanarak adımıza herhangi bir işlem yapmaya yetkili bulunmadığınızı bildiririz.  …/…/…

     

    AZLEDEN

    İSİM SOYİSİM

     

  • Terk Nedeniyle İhtar Gönderilmesi Talebi Dilekçesi

    Terk Nedeniyle İhtar Gönderilmesi Talebi Dilekçesi

    Evlilik birliğinin sürdürülmesi, eşlerin ortak yaşamı devam ettirme iradesine dayanmakta olup, bu birliğin haklı bir sebep olmaksızın terk edilmesi, Türk Medeni Kanunu kapsamında boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Eşlerden birinin ortak konutu terk etmesi veya haklı bir neden olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması hâlinde, terk edilen eşin hukuki yollara başvurma hakkı doğar. Bu süreçte, doğrudan boşanma davası açılmasından önce, terk eden eşe noter ya da mahkeme aracılığıyla ihtar gönderilmesi zorunlu bir usul şartıdır. Terk nedeniyle ihtar gönderilmesi talebi dilekçesi, olayın tarihsel gelişimini, terk olgusunun varlığını ve eşin ortak konuta dönmeye davet edildiğini açık ve denetlenebilir biçimde ortaya koymalıdır. İhtarın usulüne uygun yapılması, yasal sürenin başlatılması ve ileride açılacak davalarda hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşır. Bu nedenle dilekçenin açık, tutarlı ve hukuki gerekçelere dayalı olarak hazırlanması gerekir. Aksi hâlde, sürecin uzaması ve telafisi güç sonuçların doğması söz konusu olabilir. Aşağıda yer alan örnek ve açıklamalar, terk nedeniyle ihtar gönderilmesi talebine ilişkin dilekçenin doğru ve etkin şekilde hazırlanmasına rehberlik etmek amacıyla sunulmuştur.

     

    Terk Nedeniyle İhtar Gönderilmesi Talebi Dilekçesi Örneği

    ……. AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE İHTAR TALEP EDEN :

     

    VEKİLİ :

     

    KARŞI TARAF :

     

    ADRES :

     

    KONU : Terk nedeni ile ihtar istemidir.

     

    AÇIKLAMALAR :

     

    1-Müvekkilimiz karşı taraf ile … yıldan bu yana evlidir. Nüfus kayıtları, ……. İli, ……. İlçesi, ……. Mahallesi, Cilt No; ……., Aile No;……., Sıra No; ……. dadır. Evliliklerinden ise … isimli iki çocukları bulunmaktadır.

    2-Müvekkilimiz ev hanımı olup müşterek çocukların bakımı ile ilgilenmektedir. İhtar istenen eş, müvekkilime haber vermeden müşterek konutu 5 ay(4 aydan fazla olmalı) önce terk etmiş ve bu süreçte ne eşini ve ne de çocuklarını arayıp sormamıştır.

    3- Eşe ulaşma çabaları sonuçsuz kalmakta, eşin ………………… numaralı telefonu çoğu zaman ulaşılamaz durumda olmakta, ulaşıldığı zamanlarda ise telefonu açmamaktadır.

    4-Müvekkilimiz, eşinin ……………………adresinde kendisine başka bir ev tutup eşyalar almak suretiyle yeni bir düzen kurduğunu haricen öğrenmiş, terk eden eş, bu adresten müşterek konuta çağırılmış ancak karşı taraf, müvekkilime, bir daha eve dönmeyeceği yönünde haber göndermiştir. Karşı taraf 5 aydır evliliği ile ilgili hiçbir sorumluluğunu da yerine getirmemektedir. Üstelik müşterek konutu terk etmesi için ortada hiç bir haklı sebebi de bulunmamaktadır.

    5-Müvekkilimiz, yıllardır süren evliliğini ve müşterek çocukların geleceğini düşündüğü için kendisini evine davet etmektedir.

    6- Müvekkilim, bu beş aylık sürede adres değiştirmemiş olup, halen aynı adres olan …………………………‘da müşterek çocukları ile birlikte ikamet etmeye devam etmektedir. Müvekkilimiz sürekli olarak evdedir. Her ihtimale karşı, aynı adreste …. nolu dairede ikamet eden karşı komşu olan ………………. ‘ ya da bir anahtar bırakılmıştır. Buradan da günün her saati anahtarın alınması mümkündür.

    7-Evin geçimini temin eden kişi ihtar olunan eş olmasına rağmen, mahkemenin bu hususta takdir etmesi halinde, ihtar olunan eşin müşterek konuta dönüşü için gereken yol ve sair ücretler tarafımızca ödenecektir.

     

    TALEP : Açıklanan nedenlerle karşı tarafa 2 ay içinde evine ve eşine geri dönmesinin bildirilmesine, aksi taktirde MK. ilgili maddeleri uyarınca Terk nedeniyle boşanma davası açılacağının ihtar edilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımızla talep ederiz.

     

    İhtar Eden

     

    Vekili

     

  • Cinsel Taciz Suçu Beyan Dilekçesi

    Cinsel Taciz Suçu Beyan Dilekçesi

    Cinsel taciz suçu, bireyin bedensel ve ruhsal bütünlüğünü doğrudan etkileyen, insan onurunu zedeleyen ve ceza hukuku bakımından ciddi yaptırımlara bağlanan bir fiildir. Bu suçun mağduru olan kişinin, yaşanan olayları doğru, eksiksiz ve hukuki çerçeveye uygun biçimde adli mercilere aktarması, hem etkin bir soruşturma yürütülmesi hem de adaletin sağlanması açısından büyük önem taşır. Bu kapsamda hazırlanacak cinsel taciz suçu beyan dilekçesi, olayın oluş şekli, zamanı, yeri, tarafların kimlik bilgileri, varsa tanık anlatımları ve delillerin açıkça ortaya konulmasını gerektirir. Beyanın net, tutarlı ve denetime elverişli olması; savcılık ve mahkeme makamlarının maddi gerçeğe ulaşmasını kolaylaştırır. Ayrıca dilekçede, mağdurun maruz kaldığı eylemin hukuki nitelendirmesi yapılmalı ve korunma talepleri somut biçimde ifade edilmelidir. Usulüne uygun şekilde sunulmayan veya eksik bilgiler içeren beyanlar, sürecin uzamasına ve hak kayıplarına yol açabileceğinden, uzman bir avukatın hukuki desteğiyle hareket edilmesi önemlidir. Aşağıda yer alan örnek ve açıklamalar, cinsel taciz suçu kapsamında beyan dilekçesinin doğru şekilde hazırlanmasına rehberlik etmek amacıyla sunulmuştur.

     

    Cinsel Taciz Suçu Beyan Dilekçesi Örneği

    .… …  CEZA MAHKEMESİ’NE,

     

     

    DOSYA NO          : …/… E.

     

    MÜŞTEKİ            :

     

    VEKİLİ                 :

     

    SANIK:

     

    SAVUNMA:

     

    KONU                   : Esasa İlişkin Beyanlarımızı İçerir Dilekçemizdir.

     

    AÇIKLAMALAR   :

     

    1-) Mahkemenizin … tarihli oturumunda, tarafımıza verilen süre içinde sunduğumuz esasa ilişkin beyanlarımız aşağıdaki gibidir.

     

    2-) Henüz ….. yaşında olan müvekkilimiz suç duyurusu dilekçemizde de açıkça belirtmiş olduğumuz gibi sanığın cinsel tacizine maruz kalmıştır. Sanığın müvekkilimizin yakın bir arkadaşının abisi olması ve aynı zamanda komşuları da olması sebebiyle olay daha vahim bir durum arzetmektedir. Müvekkilimiz henüz çocuk sayılabilecek bir yaşta olduğundan veçhile, sanığa bir abi yakınlığı ve güveni duyarak onun bisikletine binme ve birlikte dolaşma fikrine razı olmuş ve çocukça bir hevesle yaklaşmıştır.

     

    3-) Sanık müdafii, …/…/… tarihli dilekçesinde yaşanan cinsel taciz suçunu inkar etme yoluna gitmiştir. Oysa o yaşta bir çocuk olan müvekkilimizin bu durumu kendi kafasında yaratma ya da uydurma gibi bir durumu sözkonusu olamaz. Olayın şoku ve korkusu içinde evine döndüğünde annesinin hareketlerinden şüphe duyarak üzerine gitmesi ve tabiri caizse ağzından laf almaya çalışmasıyla olay ortaya çıkmıştır.

     

    4-) Müvekkilimiz ve yaşı ve konumu itibariyle bu durumu kaldıramayacak durumda olup, yaşanan bu olay neticesinde psikolojisi de oldukça bozulmuş, kendi başına yalnız olarak sokağa çıkmaktan çekinir hale gelmiştir. Hatta okula dahi giderken aile büyüklerinden birisinin yanında birlikte gitmesini istemektedir. Alınacak adli tıp kurumu raporu ile bu durum daha net olarak ortaya çıkacaktır.

     

    5-) Yaşanan bu olay neticesinde sanık hiçbir şey olmamış gibi davranmaya ve müvekkilin evine bir şey bahane ederek ve komşu olmalarına dayanarak girip çıkmaya devam etmiş ve müvekkilimiz onu her gördüğünde korku yaşayarak odasından çıkamayacak hale gelmiştir. Sanık müdaafii esas hakkındaki savunmasında “müvekkilimizin herhangi bir kastı yoktur” şeklinde bir savunma yapmıştır. Oysa işlenen cinsel taciz suçunun sanığın iradesi ve kastı dışında işlenmesi mümkün değildir.

     

    SONUÇ VE İSTEM        : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, suçun maddi ve manevi unsurları oluştuğundan, sanığın üzerine atılı bulunan suçtan cezalandırılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. …/…/…

     

    Müşteki Vekili

    İle ilgili.

     

  • Tapusuz Taşınmaza Yönelik Tescil İstemi Dilekçesi

    Tapusuz Taşınmaza Yönelik Tescil İstemi Dilekçesi

    Somut olayda, tapu siciline kayıtlı olmayan taşınmaz üzerinde uzun süredir aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyetlik tesis edilmiş olmasına rağmen, mülkiyet hakkının tapu siciline yansıtılamaması nedeniyle hukuki belirsizlik devam etmektedir. Türk Medeni Kanunu ve Kadastro Kanunu hükümleri uyarınca, belirli koşulların gerçekleşmesi hâlinde tapusuz taşınmazlar bakımından kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla mülkiyet kazanılması mümkündür. Bu düzenlemelerin temel amacı, fiili kullanım ile hukuki durum arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi ve taşınmaz mülkiyetinde güvenliğin sağlanmasıdır. Mevcut durumda, taşınmazın uzun yıllardır aralıksız biçimde kullanılması, ekonomik ve sosyal hayatın bu zilyetlik ilişkisi üzerine kurulmuş olması ve herhangi bir hak iddiasının bulunmaması karşısında, mülkiyet hakkının tescil yoluyla hukuki güvence altına alınması zorunlu hâle gelmiştir. Aksi hâlde, mülkiyetin belirsizliği nedeniyle telafisi güç zararların doğması ve hak kayıplarının yaşanması kaçınılmazdır. Hukuki dinlenilme hakkı, mülkiyet hakkının korunması ve hakkaniyet ilkeleri gereği, fiili zilyetliğin tapu siciline yansıtılması gerekmektedir. Bu nedenle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak hukuki ve fiilî nedenler doğrultusunda, tapusuz taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi talebiyle işbu tescil istemli dava dilekçesinin sunulması zorunluluğu doğmuştur.

     

    Tapusuz Taşınmaza Yönelik Tescil İstemi Dilekçesi Örneği

     

    …. … HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’ NE

    DAVACI                                      :

    TC KİMLİK NUMARASI                    :

    ADRES                                         :

    VEKİLİ                                        :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    ADRES                                         :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    DAVALI                                       : 1-) Hazine

    2-) Orman İdaresi

    KONU                                           :Tapusuz taşınmaza yönelik tescil istemimizden ibarettir.

    DAVA DEĞERİ                          :

    (Malvarlığına ilişkin davalarda)

    AÇIKLAMALAR                       :

    1-) … Köyünde … ve … parsellerin bitişiğindeki tarla vasfındaki dava konusu taşınmaz, tapuya kayıtlı değildir. Dava konusu taşınmaz … yılında yapılan orman kadastrosunun ve 2/B madde uygulamasının dışında bulunmakta olup orman vasfı taşımayan yerlerdendir (EK-1).

    2-) İlgili taşınmaz, …/…/… tarihli harici satış sözleşmesi (EK-2) ile … … tarafından müvekkilimize satılmış ve zilyetliği devredilmiştir.

    3-) Müvekkilimiz, aradan geçen … yıl boyunca, söz konusu yere bilfiil zilyet olmuş ve burayı ekip biçmek suretiyle taşınmazdan yararlanmıştır. Bu durum, taşınmazın bulunduğu yerde mahkemenizce gerçekleştirilecek keşif ve bilirkişi incelemesi ile tanık beyanları (EK-3) ile açıklığa kavuşturulacaktır.

    4-) Açıklanan nedenlerle müvekkilimiz adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları oluştuğundan, dava konusu taşınmazın tescili için mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER  : 4721 S. K. m. 713; 6831 S. K. m. 2. 

    HUKUKİ DELİLLER    : … Köyünde … ve … parsellerin bitişiğindeki tarla vasfındaki dava konusu taşınmaza ilişkin …/…/… tarihli harici satış sözleşmesi, orman kadastrosu haritaları, tanık anlatımları, keşif ve bilirkişi incelemesi.

     

    SONUÇ VE İSTEM                    : Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu taşınmazın müvekkilimiz adına tapuya tesciline karar verilmesini, (Dava değerine yönelik istem, “fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması” veya dava değerinin çekişmeli olup olmaması hususları; dava konusuna dair hazırlanan dilekçeye göre değişiklik arz edebilmekle birlikte, somut olayınız esas alınarak ilgili istemler değerlendirilmelidir.)yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekâleten talep ederiz. …/…/…

    EK:

     

    1-) Orman kadastrosu haritaları.

    2-) … Köyünde … ve … parsellerin bitişiğindeki tarla vasfındaki dava konusu taşınmaza ilişkin …/…/… tarihli harici satış sözleşmesi.

    3-) Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösterir tanık listesi.

    4-) Bir adet onaylı vekaletname örneği.

    Davacı Vekili

           Av.

     

  • Kayyım Atanması İstemi Dilekçesi

    Kayyım Atanması İstemi Dilekçesi

    Somut olayda, ilgili kişinin malvarlığını, hak ve menfaatlerini yönetme ve temsil etme ehliyetinin fiilen ve hukuken zayıfladığı, bu durumun ciddi hak kayıplarına ve telafisi güç zararların doğmasına yol açtığı açıkça görülmektedir. Mevcut şartlar altında, kişinin menfaatlerinin korunması ve hukuki güvenliğin sağlanması amacıyla kayyım atanması zorunlu hâle gelmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, temsil ve yönetim görevlerinin sağlıklı biçimde yürütülemediği, menfaat çatışmasının bulunduğu veya acil koruma ihtiyacının doğduğu hâllerde mahkeme tarafından kayyım atanması mümkündür. Bu düzenlemenin temel amacı, korunmaya muhtaç kişilerin hak ve menfaatlerinin güvence altına alınmasıdır. Ancak mevcut durumda, hukuki işlemlerin sağlıklı şekilde yürütülememesi, karar alma süreçlerinde yaşanan aksaklıklar ve ortaya çıkan zarar ihtimali dikkate alındığında, kayyım atanması artık zorunlu ve kaçınılmaz bir tedbir hâline gelmiştir. Aksi takdirde, kişinin ekonomik ve hukuki çıkarlarının ciddi şekilde zedelenmesi riski bulunmaktadır. Hukuki dinlenilme hakkı, ölçülülük ilkesi ve menfaat dengesi gözetilerek, korunma ihtiyacının gecikmeksizin karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak hukuki ve fiilî nedenler doğrultusunda, ilgili kişi hakkında kayyım atanmasına karar verilmesi talebiyle işbu kayyım atanması istemli dilekçenin sunulması zorunluluğu doğmuştur.

     

    Kayyım Atanması İstemi Dilekçesi Örneği

     

    ….. SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

    İHBARDA BULUNAN (DAVACI)      :                                                                 TC No:

    ADRES                                                       :

    İHBARDA BULUNAN VEKİLİ          :

    ADRES                                                       :

    DAVALILAR                                           : Hasımsızdır.

    KONU                                                       : Müvekkilimiz … …’ın açacağı babalık davasında çocuğu küçük … …’ı temsil emek amacıyla kayyım atanması istemimizi içerir dilekçemizin sunulmasından ibarettir.

    A Ç I K L A M A L A R I M I Z

    1-) Müvekkilimiz … …’ın nikahsız ilişki yaşadığı … …’dan ../../…. tarihinde küçük … … dünyaya gelmiştir. ….. Hastanesi’nden alınmış doğum belgesi mevcuttur.

    2-) Müvekkilimizin babalık davası açabilmesi için kanununda öngörülen 1 yıllık süre henüz dolmamıştır. Bu nedenle müvekkilimizin açacağı babalık davasında çocuğu küçük … … ile menfaatleri çatışmaktadır.

    3-) Müvekkilimiz adına açacağımız babalık davasında küçük … …’i temsil etmek için kayyım atanmasını istemek amacıyla mahkemenize işbu dilekçe ile ihbarda bulunmak zorunluluğu  tarafımızca hasıl olmuştur.

    HUKUKİ NEDENLER                      : 4721 S. K. m. 301, 303, 426, 6100 S. K. m. 119

    HUKUKİ DELİLLER                        : 1-) Küçük … …’ın … Hastanesi’nden alınmış doğum raporu.

    SONUÇ VE İSTEM                            :Yukarıda açıkladığımız nedenler ile müvekkilimiz adına açacağımız babalık davası nedeniyle menfaatleri çakışacak olmasından dolayı küçük … …’e kayyım atanmasını mahkemenizden saygıyla bilvekale talep ederiz.  …/…/….

    EK:

    İhbarda Bulunan Vekili

    Av.

     

  • Evden Uzaklaştırma Kararına Uymama Nedeniyle Verilen Zorlama Hapsine İtiraz Dilekçesi

    Evden Uzaklaştırma Kararına Uymama Nedeniyle Verilen Zorlama Hapsine İtiraz Dilekçesi

    Tarafıma tebliğ edilen ve evden uzaklaştırma kararına aykırılık iddiasıyla verilen zorlama hapsi kararına karşı, yasal süresi içerisinde itiraz etme zorunluluğu doğmuştur. Anılan karar, somut olayın özellikleri, delil durumu ve ölçülülük ilkesi gözetilmeksizin tesis edilmiş olup, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına ağır müdahale teşkil etmektedir. Zorlama hapsi, ancak açık, kesin ve kusura dayalı bir ihlalin varlığı halinde uygulanabilecek istisnai bir yaptırım olup, her somut olayda ihlalin niteliği, ağırlığı ve kast unsuru titizlikle değerlendirilmelidir. Ancak mevcut durumda, uzaklaştırma kararının tarafıma usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği, ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediği ve isnat edilen eylemin hangi somut delillere dayandığı hususları açık ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmamıştır. Ayrıca savunma hakkım etkin şekilde kullandırılmadan ve iddialara ilişkin yeterli inceleme yapılmadan zorlama hapsine hükmedilmesi, hukuki dinlenilme hakkı ile adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Kişi özgürlüğünü doğrudan sınırlayan bu tür yaptırımların, ancak zorunlu ve ölçülü olduğu durumlarda uygulanması gerekir. Bu nedenle, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacak hukuki ve fiili gerekçeler doğrultusunda, zorlama hapsi kararına itiraz edilmesi ve kararın kaldırılması talebiyle işbu itiraz dilekçesinin sunulması zorunluluğu doğmuştur.

     

    Evden Uzaklaştırma Kararına Uymama Nedeniyle Verilen Zorlama Hapsine İtiraz Dilekçesi Örneği

     

    … AİLE MAHKEMESİNE

    İTİRAZDA BULUNAN :     (TC Kimlik NO :   ) 

    VEKİLİ                            :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

    ADRES                             :

    (Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin)

     

     

    KONU                               : Uzaklaştırma kararına uymama nedeniyle verilen .. günlük hapis cesasına itirazlarımızdır.

    AÇIKLAMALAR           :

    1-) Müvekkilimizin eşi, …/…/… tarihinde müvekkilimizin evden uzaklaştırılması yönünde şikayette bulunmuştur. Konuya ilişkin olarak …Mahkemesi’nin … D. iş  sayılı dosyasında müvekkilin evden uzaklaştırması yönünde karar verilmiştir.

    2-) Müvekilin şikayette bulunan eşi ile müşterek çocukları .. ../../… tarhinde müvekkili arayarak derslerini anlayamadığını, ödevlerini yaparken zorlandığını bundan dolayı kendisine yardık etmesini istemiş, müvekkili yanına çağırmıştır.  Müvekkil her zaman çocuklarının isteklerine önem veren, ailesine karşı sorumluluklarının bilincinde bir babadır.  Çocuğunun kendisinden dersler konusunda yardım istemesine kayıtsız kalamamış olan müvekkil boşanmakta olduğu eşinin de bulunduğu eve gitmiştir. Eşine çocuğu aradığı için geldiğini, birlikte ders çalışacaklarını söylemiştir. Eşi de bu durumu kabullenmiş babasının müşterek çocuğun derslerinde yardımcı olması amacıyla müşterek konuta gelmesine izin vermiştir.  1-2 saat kadar çocuğuna ders çalıştıran müvekkil sonrasında müşterek konuttan olay çıkarmadan ayrılmıştır. Buna rağmen, ortada hiçbir sebep yokken davacının kendisine işbu davayı yönelttiğini öğrenmiştir.

    3-)  Kendisinin bilgisi dahilinde ortak konuta gelip müşterek çocukları ile ders çalışan müvekkile karşı yöneltilmiş bu davanın kötü niyetli olduğu ortadadır. Eldeki dava sebebiyle müvekkile .. gün zorlama hapis cezası verilmiştir. MÜVEKKİLİN SUÇ İŞLEME KASTI YOKTUR eşinin bilgisi dahilinde yanızca çocuğu ile ders çalışmak için uzaklaştırma kararına aykırı davranmıştır.

    5-) Yukarıda açıkladığımız nedenlerle,  her ne kadar müvekkil uzaklaştırma kararına aykırı hareket etmiş gibi görünse de bunu eşinin bilgisi dahilinde ve çocuğunun isteği üzerine yaptığı, suç kastı olmadığı açıktır.  Günümüz covid-19 salgın koşulları, cezaevi ortamının sağlık ve hijyen durumları göz önünde bulundurulduğunda .. gün zorlama hapsi cezasının müvekkil açısından oldukça ağır olduğu ortadadır.

    HUKUKİ NEDENLER  : 6284 S. K. m. 8, 13.

    HUKUKİ DELİLLER    : 1-  …  Mahkemesi’nin …d. işsayılı dosyası

    2-  Aile nüfus kayıtları

    3-  Mesaj dökümleri

    4- Tanıkların isimleri ve adresleri ile tanıklık edecekleri konuları gösteren tanık listesi

    5-…Mahkemesi’nin …/… E. …/… K. sayılı kararı

     

    SONUÇ VE İSTEM                    : Yukarıda ayrıntısıyla açıkladığımız ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle, müvekkil hakkında.. Mahkemesi .. E- .. K. sayılı ilamı ile  hükmedilmiş .. gün zorlama hapis cezasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ederiz

    İtiraz Eden Vekili

       Av.